Amcamın Kızını Sikerken Yengeme Yakalandım!

Merhaba sex hikayeleri severler. Sizlere başımdan geçen olayı anlatacağım. Sıradan bir Cumartesi günüydü. Ögleye doğru amcamın kızı Zeynep geldi, annemin evde olup olmadığını sordu. Ben de evde olmadığını, ama geleceğini söyledim. Zeynep de, “Tamam ozaman beklerim!” dedi. Aradan 10 dakika falan geçti, Zeynep bana durup dururken, “Senden akıyor mu?” diye bir soru sordu. Ben anlamadım ne demek istediğini, “Ne akıyor mu?” dedim. Gülerek, “Sikinden döl akıyor mu?” dedi. Şaşırmıştım, birkaç saniye duraksadım, sonra bu konulara acemi olmadığını düşündüm ve “Evet akıyor, niye sordun ki?” dedim. “Hiiiççç!” diye bir cevap verdi. Sonra bana çok tipsiz olduğumu, kendime bakmadığımı falan söyledi. Ben de sinirlendim ve “Bak sikecem şimdi, defol git başımdan orospu!” dedim ve daha cümlemi bitirir bitirmez geldi şortuma yapıştı, “Hadi ozaman sik beni!” dedi ve şortumu asılarak aşağı indirdi. Ben hem sinirden, hemde heyecandan titriyordum. Birden sikimi donumdan çıkardı, eline aldı ve daha sonra ağzına götürdü, yalamaya, emmeye başladı. Ben halen titriyor, sık sık nefes alıyordum. O yalamaya devam ediyor ve bana zevk alıp almadığımı soruyordu. Ben biranda volkan gibi ağzına patladım…

Zeynep ise hiçbir tepki vermeden yalamaya devam etti. Benim yarak inmişti ve tekrar kaldırmak için yaklaşık 10 dakika kadar yalamaya devam etti. Bu arda ben de kendime geldim ve vahşi bir erkek gibi Zeynebin tişörtünü çıkarttım, ardında da sütyenini çıkardım ve memelerini yalamaya başladım. Zeynep inlemeye başladı. Daha sonra yatırdım, şortunu çıkardım, daha sonra da külodunu. Kıldan neredeyse amı görünmüyordu, ama vıcık vıcık amından sular akıyordu. Ben hiç yalamadan falan, tam sikimi amına sokacaktım ki, “Hayır, orası olmaz, anlarlar!” dedi. Ben birkaç saniye düşündükten sonra ona hak verdim. Sonuçta ikimiz de 18-19 yaşlarında idik ve başımızın yanmasını istemezdik…

Hemen Zeynebin arkasına geçtim ve ona götünü sikeceğimi söyledim. Gayet relax bir şekilde, “Siikkk!” dedi ve iyice domalarak götünü kaldırdı. Götünün deliğini ve sikimi güzelce tükürükledim ve yavaşca götüne yerleştirmeye başladım. Ama Zeynep çok bağırıyordu, hemen ağzını kapattım, çünkü hemen alt katta öbür yengemler oturuyordu. Ben 5 dakika kadar hafif hafif Zeynebin götüne gidip geliyordum. Elimle ağzını kapamama rağmen elimi ısırıp yine bağırıyordu. Ve sonunda korktuğum başıma geldi, kapı bir anda açıldı ve yengem içeri girdi. Üzerimizi giymeye bile fırsatımız olmadan, yengem o halde bizi gördü. Zeynep hemen kıyafetlerini alıp amının üzerine koydu, ben de elimle sikimi kapatmaya çalıştım. Yengem şaşkınlıkla öylece bakıyordu bize. Ama biz de çok korkmuştuk ve yengeme, “Ne olur kimseye söyleme!” diye yalvarmaya başladık. Yengem bize bakarak güldü ve “Hepimiz genç olduk, olur böyle şeyler! Bir şartla söylemem, devam edeceksiniz!” dedi. Biz daha da şaşırmıştık, Zeyneple birbirimize baktıktan sonra tekrar sevişmeye başladık…

Yengem yanımıza iyice yaklaştı ve Zeynebe bakire olup olmadığını sordu. O da bakire olduğunu söyledi. Bunun üzerine yengem bana, “Sakın kızın amına yerleşme!” dedi. Ben de, “Tamam yenge!” dedim. Sonra yengem bana yere yatmamı söyledi. Yattım. Yengem sikimi eline aldı ve başına bir öpücük kondurdu. “Yenge ne yapıyorsun?” dedim. “Senin yarrağının bu kadar büyük olduğunu bilsem Zeynebe bırakmaz, daha önce içime alırdım!” dedi. Sonra Zeynebi üzerime çıkardı ve sikimi Zeynebin götüne soktu. Ama Zeynep nasıl bağırıyordu. Yengem sinirlendi ve Zeynebi üzerimden attı, “Madem acıya katlanamıyorsun, ne diye sikişmeye kalkışıyorsun orospu!” diyerek azarladı. Sonra da sikimi ağzına aldı ve yalamaya başladı…

Yengem daha sonra sırtüstü yatarak eteğini kaldırdı, külodunu hafif kıvırdı ve amına yerleşmemi istedi. Yengemin bacak arasına yanaştım ve amına hafifçe sokup, girip çıkmaya başladım. Ben yengemi sikerken, yengem bana, yaşıma göre çok büyük bir yarrağa sahip olduğumu ve bu aleti her kadının içine almak için bana yalvarabileceğini söyledi. “Bas aslanım, iyi bas yengene!” diyordu. Yengemin amına gidip gelmelerim yaklaşık 10 dakika sürdü ve benim aletin başı artık iyice kızardı ve şişti. Gelmek üzereydim. Yengem de bunu anladı ve “Sakın içime boşalma! dedi. Hemen sikimi amından çıkarttım ve bir volkan gibi patladım. Döllerim taa suratına kadar fışkırmış, yengemin yüzü dölden görünmüyordu…

Yengem yüzünü yıkadı, Zeyneple ben de birlikte 2 dakika içinde bir duş aldık ve ikisi birlikte evden ayrıldılar. Yengem evden çıkarken kulağıma, “Haftaya Cumartesi adam gibi sikişelim, ama yalnız ikimiz!” dedi. Cumartesiyi sabırsızlıkla bekliyorum :)

Yaşlı Kocadan Sonra Genç Sevgili Yarağı!

Selam sex hikayeleri okurları. Adım Funda. 27 yaşındayım, evliyim, çocuğum yok. Benden 15 yaş büyük kocamla, ben üniversite sınavlarına hazırlanmak için dersaneye giderken tanıştım. Despot baba evinin baskısından sonra, onun beni el üstünde tutan, sevecen davranışlarına kandım. Bana ve ev halkına aldığı güzel hediyeler, iltifatlar, zenginliği, hem beni hem ailemi ikna etti. Üniversite planlarım çöpe atıldı, kısa sürede evleniverdik.

Ve gerdek gecesinden itibaren, benim anlayışlı olgun erkeğim kayboldu, daha doğrusu maskesini çıkardı, yerine cahil, kaba, hödük, aşırı kıskanç bir koca tipi geldi oturdu. Nişanlılık döneminde (Prensesim! Yavrum!) diye etrafımda dolanan adam, daha ilk gece, benim korkularıma, kendimi kasmama, çırpınmalarıma hiç aldırmadan, üstümdeki gelinliği parçalayarak soydu beni. Çıplak, körpe, el değmemiş bedenime sapık bir tecavüzcü gibi parlayan gözlerle bakarken kendisi de soyundu. Ortaya çıkan, tıknaz, aşırı kıllı vücuduyla, romantik bir gerdek gecesi bekleyen saf kızın üstüne adeta saldırıp debelenmeye başladı…

Muradına erip, ter su içersinde, öküz gibi soluya soluya yan tarafa devrildiğinde, ben bacak aramdan yatağa süzülen bekaret kanımla, yanaklarımdan yastığa süzülen göz yaşımla, kasıklarımdaki acı ve korkunç pişmanlığımla tavanı seyrediyordum. Başımı yan tarafa çevirdiğimde yerde paramparça edilmiş gelinliğime ilişti gözüm. İçimdeki pişmanlık kasıklarımdaki sancıyı bastırdı, (Tanrım, ben ne yaptım?) dedim kendi kendime. Ve bugüne kadar, nerdeyse 10 senedir bu cümleyle yaşadım, (Ben ne yaptım?).

Geriye dönmek yok, babam kapıyı bile açmaz. İleriye gitmek yok, lise diplomasıyla hiçbir becerim olmadan ne yapabilirim, kendime nasıl bir yaşam kurabilirim? Bunca sene bir bitki gibi bu adamla evlilik yaşadım. Akşamları içki sigara kokularıyla, genelde alkollü eve gelişi. Üç beş, kendi ilgi alanından, benim umursamadığım konuşmaları. Yatağa girişi. Kıllı göbekli, iğrenç gövdesiyle üstüme çıkışı. Ve öpüşmesiz okşamasız, kısa süren bir seks. Kendisi boşalır, yana devrilip horlamaya başlar. Ya aşırı derecede kıskançlığına ne demeli? Suçum genç ve güzel olmak. Dışarı çıkmak yok, arkadaş aile görüşmesi yok, perdeler kapalı, alt kattaki kiracılarla sınırlı ilişki, tam bir esir hayatı. Çocuğumun olmamasını da başıma kaktı her fırsatta. Bense hiç üzülmedim buna. Dünyaya kocam gibi bir yaratık daha getirmektense, çocuksuz yaşamak daha iyidir diye düşündüm.

Bunları neden anlattım? Tolga ile, alt kattaki kiracıların 20 yaşındaki genç oğluyla yaşadığım ilişkiye mazeret aramak için mi? Evet! Fakat gerçek bunlar, mazeret değil. Kocamla aramızda bu kadar yaş farkı olmasaydı, beni anlasaydı, gerçek anlamda sevseydi, beni yatakta doyursaydı, bunları, bu ilişkiyi yaşar mıydım? Sanmıyorum!

Peki pişman mıyım? Kesinlikle hayır! Pişman değilim! Tolga, bu genç, yakışıklı, güçlü adam, bana hayatı, yaşamayı, seksi, doyumu, tatmin olmayı, orgazmı, sevgiyi, sevilmeyi, gülmeyi öğretti çünkü. Hiç de pişman değilim. Aksine çok mutluyum!

Her şey bundan 2 yıl önce başladı. Kocam iş için üç günlüğüne başka nir şehire giderken, binbir tembihle beni koca evde yalnız başıma bırakmıştı. Can sıkıntısından ölmek üzereydim. Her zaman gidip sohbet ettiğim alt kattaki kiracılarımız da köye gitmişlerdi… Akşamın geç saatinde kapı çalındı. Çekinerek gözetleme deliğinden baktım, alt katta oturan ailenin genç oğlu Tolga kapının önünde duruyordu. Yakışıklı güleç yüzünü gördüğümde içim cız etti. Çok seviyordum onu. Hoş sohbeti, güleryüzü, candan tavırları etkiliyordu beni. Merakla kapıyı açtım.

Tolga çekingen bir tavırla, “İyi akşamlar Funda abla, rahatsız ettim, ama bizimkiler yoklar, bu saate kadar gelmediler. Nerede olduklarından haberin var mı acaba?” dedi. Ailesi sabahtan apar topar köye gitmişti, bir akrabaları vefat etmişti. Anlattım, “Sana not bırakmışlardı, görmedin herhalde?” dedim. “Görmedim Funda abla. Rahatsız ettim, iyi akşamlar…” dedi. Gitmesini istemiyordum, canım korkunç sıkılıyordu. Atıldım, “Gel Tolga, ben de çay demlemiştim. Bir bardak çay iç, öyle git!” dedim. “Yok Funda abla, rahatsız etmeyeyim, ben gideyim. Bilgisayarda işim vardı. Teşekkür ederim!” dedi, gitti.

Kös kös ardından baka kaldım. Sonra kapıyı kapatıp içeriye salona, yalnızlığıma döndüm. Amaçsızca odalarda gezindim. Ruhum sıkılıyor, duvarlar üstüme üstüme geliyorlardı sanki. Soyundum, kendimi yatağa attım. Her zaman yaptığım şeyi yapmaya, fantaziler kurarak kendimi okşamaya başladım. Gözlerim kapalı, bir elim külodumun içinde, diğer elim göğsümde, meme ucumu ovalarken hayaller kurdum…

Bu akşam hayal kurmak da kolaydı. Fantazilerimin her zamanki kahramanı Tolga az önce kapımdaydı. Onun gitmediğini, içeriye girdiğini, öpüştüğümüzü, seviştiğimizi hayal ettim. Tolga bana sarılırken, ben de kollarımı sımsıkı kendime sardım. O hayalimde meme uçlarımı emerken, ben iki meme ucumu da dilimle ıslattığım parmaklarımın arasında sıkıştırıp ovaladım. O hayalimde genç irisi gövdesiyle bacaklarımın arasına girip beni becerirken, benim iki elim de külodumun içine daldı, am dudaklarımı sıkıştırıp orta parmağımı içeriye saldım. Kendimi okşaya okşaya, amımı parmaklayarak kıvrandım soğuk yatağımın içinde. İnleye inleye boşaldım.

Üzerimde bir tek ıslak külotla, çıplak vaziyette, soluk soluğa sırt üstü yatıp tavana bakarken (Hayat mı bu?) diye düşündüm. Ömrüm böyle mi geçecek benim? Kendimi okşaya okşaya. Yalnız. Kimsesiz. Yaşlı, anlayışsız, kıskanç, despot kocayla. Yine dört duvar üstüme kapanmaya başladı. Kendimi mezarın dibinde hissedip bunalıyordum. Nefes alamıyordum.

Aklıma Tolga geldi sonra. O da alt katta benim gibi yalnızdı. Çay. Öyle ya. Çay demlediğimi söylemiştim ona. İçeri gelmemişti. Ben gidip kapısını çalsam? Çayı ona götürsem? Seks falan aklımda değil, zaten az önce hayalimde onunla sevişip boşalmışım. İnsan gibi iki sohbet etsem? Yalnızlığımı gidersem?

Sonunda dayanamadım. Kalktım, üzerime temiz bir külot, sütyen, dolaptan bir elbise geçiriverdim. Makyaj aynasında kendime biraz çeki düzen verdim aceleyle. Gardrobun boy aynasında kendime bir baktım. Güzel olmuştu. Kocamın dışarıda giymeme izin vermediği, ev içinde kullandığım, eteği diz üstünde, yakası biraz dekolte elbiseyi seçmişim nedense. Mutfağa gittim telaşlı adımlarla, demliği ve bardakları bir tepsiye koyup, doğru aşağıya indim. Zile bastım. Tolga açtı.

Çekine çekine, “Çay demledim, ama evde hiç şeker kalmamış Tolga. Sizde vardır, beraber içelim diye geldim, tabii rahatsız etmezsem?” dedim. Üzerinde eşofmanlar vardı, beni içeriye davet etti, “Gel abla, rahatsızlık ne demek? Ben üzerimi değişeyim sen çayı koyana kadar…” dedi. “Gerek yok canım, akşam saati giyimin önemli değil, rahatsız olma!” dedim. İçeriye girdim. Salonda sehpanın üzerine tepsiyi koyarak çayları hazırladım. Tolga da şekeri getirdi. Televizyonu açıp çayımızı içmeye, sohbet etmeye başladık.

Söz dolandı, yalnızlığımıza geldi, “Ahmet abi yok galiba evde?” dedi. Adını duymak bile keyfimi kaçırmaya yetmişti. “Yok, o da iş için gitti, birkaç gün gelmeyecek…” dedim. Sonra dayanamayıp ekledim, “Zaten olsaydı da fark etmezdi, sürekli içkili oluyor, sızıp kalıyor. Ben de yalnız kalıyorum hep böyle…” dedim.

Sözcükler ağzımdan çıkar çıkmaz kendime geldim, neler söylüyordum ben? Yanaklarım kızararak Tolga’ya baktım, anlayışlı sevecen bakışlarla bakıyordu bana. Başını iki yana sallayıp duruyordu, gözlerinde bana acıyan bir ifade vardı. Köşede duran bilgisayar dikkatimi çekmişti. Konuyu değiştirmek, tehlikeli sulardan uzaklaşmak için bilgisayarı bahane ettim. Bir iki soru sordum, bilmediğim birkaç şeyi açıp gösterdi bana. Öyle hoşuma gidiyordu ki bilgiç bilgiç bana anlatmaları, saatlerce dinleyebilirdim onu…

İnterneti açıp bir iki site gösterirken, yanlışlıkla daha önce açtığı porno sitesi beliriverdi ekranda. Çıplak kadınlar, erkekler, her şeyleri meydanda sikiş resimleri kaplayıvermişti ekranı. Telaşla yüzü kızararak kapatmaya çalıştı açılan resimleri. “Şey, virüs girdi galiba abla…” diye kekeliyordu bir yandan. Ben de utanıp başımı çevirdim. Evliydim ama en az Tolga kadar bilgisizdim bu konularda ve genç kız gibi utanmıştım en az onun kadar. Kalkıp gitsem mi diye düşündüm bir an, sonra vazgeçtim, Kukumav kuşu gibi tek başıma oturamazdım evde. Bilgisayarı kapatıp geniş kanepede sessizce, yanyana oturduk.

Neden sonra sessizliği Tolga bozdu, “Funda abla, özür dilerim. İnan bilerek yapmadım…” dedi. Tüzüne baktım. Yakışıklı, güzel yüzüne. Mavi gözleri yalan söylemiyorum diyordu bana. Elimi uzatıp elinin üzerine koydum, teselli etmek isteyerek, “Üzme kendini Tolga’cım. Gençsin, bekarsın. Normal böyle şeyler!” dedim. Sanki ben çok tecrübeliymişim, çok şey biliyormuşum gibi. Bunu söylerken elinin sıcaklığı elimi yaktı adeta, hızla çektim elimi. Ne yapacağımı şaşırmıştım. O elektrikli hava bir türlü dağılmıyordu. Bir şeyler yapmalıydım.

Kalktım, çayları tazeledim. Titreyen ellerimle Tolga’ya çay bardağını uzatırken, o da elini uzatınca elime çarptı, sıcak çay bardağı olduğu gibi kucağına devrildi. Canı yanarak ayağa fırladı. Eşofmanın önü çay olmuş, duman tütüyordu. Aceleyle banyoya koşturdu. Ben de üzülmüştüm çocuğun canı yandı diye. İlk şaşkınlığımın ardından hemen arkasından seğirttim yardım amacıyla. Banyonun kapısını açıp içeriye daldım. “Tolga, canın yandı mı, nasıl oldun?” diye sorarken, eşofmanın altını çıkardığını ve küvetin içinde duş hortumuyla kasıklarına su tuttuğunu gördüm…

Ağzım açık, donup kalmış onu izliyordum. Kaslı bacaklarının arasında kalın ve uzun bir yarağı vardı. Tabi insan ister istemez, evde kocamın yıllardır içime sokup durduğu şeyle bu güzel yarak arasında karşılaştırma yapıyor. Ben de yaptım. Kocamın minik, kara kuru sikini bunca senedir yarak niyetine içime almıştım. Ama şu anda karşımda pespembe, kocaman başıyla, damarlı gövdesiyle bakılası, öpülesi, içime sokulası bir yarak, beni kışkırtırcasına bana bakıyordu. Tolga da donup kalmıştı. Yarağını gizlemeyi, örtmeyi akıl bile edememişti. Malı meydanda, elindeki ucundan su fışkıran duş hortumunu unutmuştu zavallım, sular yerlere akıyordu.

Ne yapacağımı bilemedim ilk anda. Donup kaldım ben de. Ama sonra içimdeki kadınlık hormonları dürttü. Hipnotize olmuş gibi birkaç adım attım gözümü yarağından ayırmadan. İkimiz de konuşmuyor, birbirimize bakıyorduk. Yanına yaklaştım. O da küvetten çıkıp bana geldi aynı şekilde. Aramızda bir karış mesafe vardı sadece. Gözlerimiz birbirine kenetlenmişti. Dudaklarım titriyordu. Gözlerimi, onun uzun kirpikli mavi gözlerinden, etli dudaklarından ayıramıyordum. Nefes alamıyordum. Dudaklarımı araladım soluk almak için. Tolga titrek bir sesle, “Funda abla…” dedi…

Gözleri dudaklarımdaydı. İstekle aralanan, arzuyla titreyen ıslak dudaklarımda. Eğildi, öptü dudaklarımdan. Bir anda birbirimize sarılıverdik, vahşice öpüşmeye başladık. Sımsıkı kucaklamıştı beni, altı çıplak vaziyette, sertleşmiş yarağı ince etekliğimin arasından kasıklarıma batıyordu. Dakikalarca öpüştük. Dili dudaklarımı okşuyor, nefes almak için açılan ağzımdan içeriye sokup dilimle buluşuyor, beni delirtiyordu.

Bana sarılmayı bıraktı. Dudaklarını ayırmadan eşofmanın üzerini çıkardı. Tekrar sarıldı. Ayakta, kollarında eriyordum adeta. Çırılçıplaktı. Kaslı vücuduna sımsıkı bastırıyor, ince kumaşlı elbisemin üzerinden yarağının sertliğini kasıklarımda duyumsuyordum.

Dizlerim titremeye başladı. Ayakta duramıyordum. Anladı ne halde olduğumu, kollarıyla tüy gibi tutup kaldırdı beni, kucaklayıp içeriye, salona götürdü. Öpüşmeye devam ediyorduk. Üçlü koltuğun üzerine yavaşça bıraktı beni. Bırakırken de çıplak vücuduyla üzerime çıktı. Elbisemin incecik kumaşından onun çıplak gövdesinin ağırlığını, yarağının sertliğini, yakan sıcaklığını hissediyordum. Bir kolunu boynumun altından geçirmiş, yastık yapıp, vahşice dudaklarımı emerken, diğer elini elbisemin eteğine götürdü…

Bacaklarımı yavaş yavaş, okşaya okşaya eteğimin altında ilerlemeye başladı eli. Baldırlarımı, bacaklarımın içlerini, külodumun üzerinden amımı okşadı uzun uzun. İçimde volkan kaynıyordu sanki. Lavlar boşalıyordu, külodumun ıslandığını hissediyordum. Ateş gibi parmaklarını aradan sokup amımı avuçladığında, dudaklarının içinde zevkle inledim. Nefes alamıyordum, “Ohhh! Tolga! Tolga…” diyebildim.

“Funda abla çok güzelsin. Harikasın. Seninle sevişiyorum, hep hayallerimde olduğu gibi. İnanamıyorum buna!” deyip, aç dudakları her yerimde, dudaklarımda, yanaklarımda, kulak memelerimde, gerdanımda dolaşıyordu. Bir yandan dudakları, bir yandan klitorisimi ve amımı okşayan parmakları bitiriyordu beni. Yağ gibi eriyordum kollarında…

Öpmeyi bıraktı. Doğruldu. Ne yapacak diye beklerken, elbisemin önündeki düğmeleri çözmeye başladı. Sabırsız parmakları titreyerek düğmeleri tek tek açtı. Elbisemin önü tamamen açılmış, dantel sütyenim ve külodum meydana çıkmıştı. Sütyenimi zorlayan memelerimi aç bakışlarla süzdü bir an. Dayanamadım, kalkıp koltuğun üstünde diz çökerek elbisemin kollarını sıyırdım, çıkarıp kenara attım. Sütyen külot kalmıştım. Hızla atıldı, dudaklarıma yumulurken, ellerini arkama, sütyenin kopçasına götürdü. Sabırsızca, koparırcasına açtı sütyenimi, memelerimi meydana çıkardı.

Sütyenin baskısından kurtulan memelerim, sertleşmiş uçlarıyla onu davet ediyordu sanki. Hayran bakışlarının altında mutlulukla kıvrandım. Kocamın pek ellemediği memelerim halen genç kız sertliğinde ve dikliğindeydiler. Eğilip önce birini, sonra diğerini ucundan öptü. Ürperdim. Dudakları birinin ucunu kavrayıp emmeye başladığında kendimden geçtim adeta, başını tutup arkaya devrildim. Genç erkeğimi kendime çektim. Şimdi süt emen bir bebek gibi mememi emiyordu.

Beynimde şimşekler çakıyordu sanki. Meme ucumdan tüm vücuduma bir zevk ürpertisi yayılıyor, kendimden geçiyordum. Bir bacağı benim üstümdeydi. Yarağı kalçalarıma değiyor, ben buradayım dercesine bedenime batıyordu. Bir mememi bırakıp diğerine saldırıyor, emiyor, avuçluyor, parmaklarının arasında sıkarken vantuz gibi ağzının içine tamamını almaya çalışıyordu. Bense altında kıvranıp duruyordum deli gibi…

Göğsümü emen dudaklar aşağıya indi. Karnımı, göbeğimi tavaf etti. Dudaklarının yanı sıra diliyle ıslak bir iz bırakıp aşağıya yöneldi. Hiç yaşamadığım şeylerdi hissettiklerim. Gözümün önünde yıldızlar uçuşuyordu. Üzerimde kalan tek giysi olan külodumu okşarcasına sıyırdı bacaklarımdan. Ve dudaklarını ellenmemiş amımın üzerinde hissettim. Sıcacık. Islak. Amımı yeni temizlemiştim. Sanki onu bekler gibi pırıl pırıl, kaymak gibi yapmıştım. Ve şimdi Tolga kaymağımı yemekle meşguldü.

Amımın dış dudaklarını aralayıp diliyle boydan boya gezindi amımda. Dilinin ucu bızırıma değdi, ben yerimden zıpladım. İnanılmaz bir zevk, bir şehvet dalgası sardı her yanımı. Bızırımı yaladı, emdi uzun uzun. Sonra dilini aşağıya indirdi, parmaklarıyla amımın dış dudaklarını aralayıp içime soktu. Islak ve sıcak dilini olabildiğince içime gömdü. Hava almaksızın dudaklarını kapattı amıma. Amımı emerken dilini içeride oynata oynata içimi okşuyordu. Bu arada ıslak parmağıyla klitorisimi okşarken, diğer elinin bir parmağı arka deliğimi yoklamaya başladı.

İşte o anda kendimi kaybettim. Böyle bir zevk yaşamamıştım ömrümde. Tüm vücudum kasılmaya, dalgalanmaya başladı. Halen sıcak dili amımdaydı. Parmaklarını kalçalarıma geçirmiş, kaçıp kurtulmamı engellemek istercesine sıkıyor, beni hareketsiz bırakmaya, dilinin verdiği zevki devam ettirmeye çalışıyordu. Öyle bir orgazm yaşıyordum ki, kendimi ölmüş, bulutların üzerine çıkmış gibi hissediyordum adeta. Kalçalarım yatağı dövmeye başlarken, amımı emmeyi bıraktı, yukarıya çıktı. Elleri memelerimi sıkarken, dudaklarını benim nefes almaya çalışan açık dudaklarıma kapattı. Ölüyordum zevkten. Durmaksızın inliyor, kısık çığlıklar atıyordum, “Oohhhh Tolga! Dayanamıyorum Tolga! Ölüyorummm! Ne yaptın bana sen? Nasıl zevk bu? Erkeğimm! Aşkımm! Ooohhhh!” diye.

Neden sonra sarsıntılar hafifledi, azaldı, sona erdi. Kendimi halsiz, yorgun bir halde Tolga’nın kollarına bıraktım. Hiç böyle bir zevk yaşamamıştım ömrümde. Halen, su içinde kalmış ıslak amımı okşayan elinin üzerine elimi koydum minnetle. Gülümsedim. O da, “Öyle güzelsin ki Funda abla!” dedi hayranlıkla. “Teşekkür ederim! Hiç böyle bir zevk yaşamamıştım. Hayatımda bir erkekle yaşadığım ilk gerçek orgazmım bu benim!” dedim. Gözleri açıldı, bana baktı, “Nasıl? İnanmıyorum sana, Ahmet abi hiç…?” dedi.

“Ahmet abin hiç böyle yapmamıştı. Böyle sevmedi beni hiç. Ahmet abin her zaman içime girer, birkaç git gel yapar ve sonra kendi boşalır, beni düşünmeden uyur sızar kalır!” dedim. Sonra elimi uzatıp yarı kalkmış durumdaki sikini okşadım ve utanarak ilave ettim, “Değil senin yaptığın gibi amımı yalamak emmek, adamakıllı sevişmedi bile!” dedim. Okşamalarım yarı kalkık sikini sertleştirmiş, dimdik olmuştu. Kıvrandı, “Sen de yalamak ister misin Funda abla?” dedi çekingen bir tavırla. İstediğini yapmayacağımdan, tersleyeceğimden korkar gibiydi.

Gülümsedim, “Hiç yapmadım bunu Tolga. Ama madem sen beni bu kadar mutlu ettin, sana bunu borçluyum aşkım! Ne istersen yaparım senin için!” dedim. Doğrulup dudaklarından öpmeye başladım, gezine gezine boynuna, göğsüne, sert karnına kadar indim. Kasıklarına başımı eğdim, güzel sikini elimle tutup hayran hayran baktım. “İlk defa yapıyorum bunu! Beceremezsem sen yönlendir beni!” diyerek, dilimi çıkarıp ucuyla boydan boya yaladım sikini…

İyice sertleşmiş, damarları parmak gibi kabarmıştı ellerimin arasında. Dilimin ucunu kabarmış kan damarlarında, yumruk gibi başında, şapkasının kenarlarında gezdiriyordum ıslak ıslak. Eğildim, aşağıya indim, taşaklarını dudaklarımın arasına alıp emer gibi yaptım. Kıvranıyordu ben bunları yaptıkça, inliyordu. Yukarıya çıktım. Ağzımı kocaman açıp sikinin iri başını ağzımın içine almaya çalıştım. Dişlerim canını yaktı sanırım, inledi. Ona kısık sesle, “Özür dilerim aşkım, ilk defa bir erkeğin sikini ağzıma alıyorum. Kusura bakma.” dedim. “Önemli değil Funda abla. Ben de şimdiye kadar birkaç orospuyla, parayla seviştim sadece. Hiçbir kadın da bunu yapmamıştı bana. Sikimi ağzına alıp emen olmadı şimdiye kadar. Devam et sen!” derken parmakları saçlarımın arasında dolaşıyordu.

Bu beni daha da ateşledi. Dudaklarımı daha da açıp ağzıma aldım sikinin başını. Şapır şupur bebek emziği gibi emmeye, dilimle içimde yalamaya başladım. Tolga da başımdan tutup kendine bastırıyordu. Böylece koca siki ağzımın içinde kaybolmaya, yavaş yavaş ağzımın derinliklerine kadar girmeye başladı. Gözleriyle beni izliyordu. Ben de onun zevkten kısılmış gözlerinden gözlerimi ayırmadan işimi yapıyor, onun yönlendirmesiyle sikini sonuna kadar ağzımın içinde kaybetmeye, onu zevkten eritmeye çabalıyordum.

Belki bir 10 dakika böyle emdikten sonra kasılmaya başlamıştı ki, birden kalktı yerinden, beni sırtüstü yatırıp üzerime çıktı, sikini tekrar ağzıma soktu. Başım iki dizinin arasındaydı. Saçlarımdan tutup sonuna kadar kendine çekti. Dudaklarım kasıklarına değdi. Nefessiz kalmıştım. Başımı sallayıp kurtulmaya çalıştım. Sikinin kafası bademciklerime değiyordu, boğazımdan içeriye girmişti sanki. Saçımdan tuttuğu parmaklarıyla başımı geriye çekti, nefes almamı sağladı, sonra tekrar gömdü. Kalçalarını ileri geri oynatıyor, ağzımı siker gibi gidip geliyordu. “Ohhh Funda ablaaa! Harika emiyorsun! Delirtiyorsun beni! Aaahhhh! Harikaaa!” diye feryat ediyordu bir yandan da.

Benimse cevap verecek halim yoktu. Ağzımın içinde kocaman bir yarakla nefes alamadan ağzımdan sikiliyordum. Tam boğulacak gibi olduğum anda sikini ağzımdan çıkarıyor, bir parça nefes almamı sağlıyor, sonra tekrar sikini ağzıma gömüyordu. Kendimi kurtarmak için ellerimi kalçalarına sarmış, tırnaklarımı kabalarına geçiriyordum. Ama tırnaklarımın acısı bile engel olmuyordu erkeğime ve beni ağzımdan sikmeye devam ediyordu…

Sonunda kasılmaya, döllerini ağzımın içine püskürtmeye başladı. Kaçmak istedim, bırakmadı. Döllerinin son zerresine kadar ağzıma, boğazımdan içeriye boşalttı titreye titreye. Baskıyı hafifletmişti. Ben de olan oldu diyerek tadı pek hoşuma gitmese de yarağını emdim, son damlasına kadar döllerini boşalttım. Ağzıma boşalmaktan mest olmuştu. Koltuğun üzerine devrildik ikimiz de. Nefes nefese kalmıştık. Kenarda duran elbisemi alıp ağzımın kenarından taşan dölleri temizledim bir güzel. Çırılçıplak uzandık öylece.

Elini uzatıp elimi tuttu, “Hiç böyle bir an yaşamamıştım!” dedi. Elini sıktım minnetle, “Ben de aşkım. Ben de!” dedim. Kesik kesik konuşmaya başladık kendimize geldiğimizde. “Tolga, lütfen bundan kimseye bahsetme olur mu? Yalvarırım sana! Eğer bahsetmezsen erkeğim olursun, her zaman yaşarız bu zevkleri! Kocamla bunca senedir yaşadığım seks değilmiş meğer, beni sen doyurursun bundan sonra! Ben de seni doyururum!” dedim. Eğilip öptü beni, “Deli misin Funda abla? Bu zevki yaşamak için ne istersen yaparım. Başkasına anlatır mıyım hiç?” dedi.

Sımsıkı sarıldım ona, “Keşke daha önce yaşasaydık bu zevkleri! Nelerden mahrum kalmışım meğer! Becerikli erkeğim! Tatmadığım zevkleri tattıran erkeğim! Bundan sonra kocam sensin! Erkeğim benim!” dedim. Yine sertleşmişti siki, bacaklarıma değiyordu taş gibi. Dudaklarımdan öptü, “Ama daha sikmedim Funda abla! Amını yaladım sadece! Artık seni sikmek istiyorum! Döllerimi amına boşaltmak istiyorum! Hadi yukarıya, sizin eve çıkalım. Seni kocanın yatağında sikmek istiyorum!” dedi.

“A-aa Tolga, konuşma böyle Sikli Amlı falan! Terbiyesiz!” dedim gülerek. Ama hoşuma gitmişti böyle konuşması. Elimi aradan uzatıp sertleşen sikini kavradım. Taş gibiydi. “Hımmm, demek beni kocamın yatağında sikmek istiyorsun ha? Kocamın beni siktiği yatakta? Ahlaksız seni! Hadi o zaman yukarıya çıkalım, sik beni güzel güzel! Bu koca sikini sok amıma!” dedim. İkimiz de heyecanlanmıştık. Ateşimiz tekrar yükselmişti. Kalktım, külot sütyenimi alıp giymek için davrandım. Elimi tuttu, “Hayır, giyme Funda abla. Öyle gel, çırılçıplak!” dedi.

Binada ikimizden başkası yoktu. Üçüncü kat boş duruyordu. Kıkırdadım, “Delisin sen Tolga! Çılgınsın! Hadi o zaman, gidelim!” dedim. Beni kolumdan tuttuğu gibi, elimizde giysilerimizle dışarıya çıktık. Daha merdivenlerden çıkarken oramı buramı ellemeye, öpmeye başlamıştı bile. Kahkahalarla gülüyor, çocuklar gibi oynaşıyorduk. İyice sertleşen siki bacaklarının arasında sallanıp duruyordu. Deli gibi tahrik oluyordum onun çılgın hareketlerinden.

Bizim dairenin kapısına geldik. Heyecanla anahtarımı anahtar deliğine sokmaya çalışırken, Tolga arkamdan yaklaşıp yarağını bacak aramdan sokmuş, beni belimden tutup kendine çekiyordu. Kapıyı zar zor açtığımda hemen içeriye girmedi, sırtımı kapıya dayayıp üzerime abandı kaslı gövdesiyle. Öpmeye başladı. Ellerimi yukarıda birleştirmiş vücudunu vücuduma bastırıyor, hareket etmeme, kurtulmama izin vermiyordu. Siki kasıklarıma dayanmış baskı yapıyordu. Hoş, zaten pek kaçmak istediğim de yoktu ya! Uzun uzun öpüştük. Önümde onun kaslı bedeninin ateş gibi sıcaklığı, sırtımda çelik kapının soğuk serinliği. Deli oluyordum zevkten…

Ve neden sonra kapıyı kapatıp içeriye girdik. Bu sefer hakimiyet bendeydi. Onu kolundan tutup yatak odamıza götürdüm. Yatak odam herzamanki gibi gayet düzenliydi. Oldukça geniş bir yatağımız vardı. Etrafına bakınıp duran Tolga’ya sarılıp dudaklarına yapıştım. Karşılık verdi. Öpüşürken nefesimiz kesiliyordu. Bir eli saçlarımı çekerken, diğer eli sırtımda, kalçalarımda dolaşıyor, kendine sımsıkı bastırıyordu beni. Az önceki ihtiras yine tüm vücudumu sarmıştı. Alevler içinde yanıyordum. Dudaklarımı çekip inledim, “Tolga, bu gece seninim! Bu gece kadınlığımı yaşat bana!” diye.

Beni öpe öpe yatağın kenarına kadar götürdü. Öpmeyi bırakmadan üzerime eğildi, beni yatağa uzattı boylu boyunca. Bunca senedir kocam yanımda horlarken ağladığım, kendimi tatmin ettiğim yatağımda, genç bir erkeğin altına yatmak üzereydim. Heyecandan, zevkten ölüyordum. Tolga’nın tüm bedenimde dolaşan dudakları elleri bitiriyordu beni. “Hadi Tolga, içime gir artık! Dayanamıyorum, seni içimde istiyorum!” diye inledim. Bacaklarımı araladı, dizlerinin üstünde yaklaştı. Sikini tutup başını ıslak amımın kapısında, dudakları üzerinde dolaştırdı. İnledim. Kalçalarımı oynatarak kıvrandım, “Hadii, sok artık!” dedim.

Kırmadı beni. Yavaşça yüklendi. Ama girmedi hemen. Tüm ıslaklığına karşı amımın girişi zorluk çıkarıyordu kocaman yarağına. Biraz daha ıslaklığımı okşadı, yarağının başını ıslattı sularımda. Sonra tekrar bastırdı. Başı girmişti içime. Durdu. Bekledi. Tekrar ittirdi. Yavaş yavaş koca sikini gömüyordu amıma. İnanılmaz bir zevkti yaşadığım. Kendimi kaybediyordum zevkten. “Aaahhh!” diye inledim. “Beğendin mi Funda abla? Sikim zevk veriyor mu?” diye sordu. “Deli misin? Zevk de laf mı Tolga? Çok güzelll! Kocamın pipisine alıştı amım, senin koca sikin kudurtuyor beni, zevkten ölmek üzereyim!” dedim.

Bütün bedeniyle üstüme yüklendi. Siki dibine kadar amıma girdi bir anda. Boynuna sarılıp tüm vücudumla yapıştım ona. Bacaklarımı beline sardım. Bacaklarımın arasında koca bir et parçası vardı ve beni zevkten, şehvetten öldürüyordu bu kalınlık. Kıpırdanmaya, amımın içinde gidip gelmeye başladı yavaş yavaş. Nefesim kesiliyordu zevkten. Boynuna dişlerimi geçirip tısladım, “Ohhhh! Harikaaa! Mmmm! Çok güzel! Hadi hızlan aşkım! Sik beni!” diye. “Hemen değil Funda abla… Seni yavaş yavaş sikecem! Kocanın yaptığı gibi sikimi sokup çıkarıp boşalmayacağım sana! Tadını çıkaracaksın yarağımın! Sikilmenin, seks yapmanın ne demek olduğunu öğreneceksin bu gece Funda abla!” dedi nefes nefese kulağıma.

Biraz hızlanıyor, biraz yavaşlıyor, gelecek gibi olduğunda durup bekliyordu. Böyle yapınca da ben zevkten kuduruyor, deliriyordum. Yavaş yavaş kendini geriye çekiyor, sonra hızla, bir anda köküne kadar yarağını içime sokuyordu. Sikinin başının ta diplerime değdiğini, koç başı gibi zorladığını hissediyordum. Amımın diplerinde hissettiğim sertliğinin okşamaları beni benden alıyor, kıvranıyor, kendimi sağa sola atıyordum. Kalçalarımı çalkalayınca da daha kötü oluyor, koca siki amımın içinde her yerime değiyor, çıldırtıyordu. Amıma her vuruşunda zevkin yanında acıyla inliyordum. Kocamın hiç değmediği yerlerime değiyordu yarağı…

Ve bir yarak içimdeyken hayatımın ilk orgazmını yaşadım, kendimden geçtim. Bacaklarımı sımsıkı kalçalarına sarmış, indirip kaldırıyor, kalçalarım yatağı dövüyor, haykırıyordum. İnanılmazdı yaşadığım şey. Dakikalarca sürdü bu zevk. Kendimden geçtim bir süre. Neden sonra kendime geldiğimde Tolga halen içimde, bacaklarımın arasındaydı ve gidip geliyordu yavaş yavaş. Tekrar inlemeye başladım. O volkan tekrar kaynamaya, zirveye yükselmeye başladım. Tolga da sona yaklaşmak üzereydi…

Tam bu esnada telefon çaldı. İkimiz de durup yatağın yanındaki telefona baktık. Hemen açmadım. Telefon birkaç defa çalana kadar soluğumun düzelmesini bekledim. Konuşabilecek hale gelince elimi uzattım, ahizeyi kaldırdım. Telefonun diğer ucunda kocam vardı. Sorun var mı, her şey yolunda mı diye aramış. Bu arada Tolga da içimden çıkmamış, üzerime uzanmıştı. Bacaklarımın arasında genç bir erkek, yarağını amımın dibine kadar sokmuş vaziyette, uykudan uyanmış sesimle kocama cevap verdim, “Aloo?” diye ve konuşmaya başladık. “Erkenden uykum geldi kocacım. Uyuyordum…” dedim.

Ben kocamla konuşurken, Tolga içimde milim milim sikini oynatıyor, yavaş hareketlerle gidip geliyordu amımda. Ağzımı kapatıp zevk inlemelerime engel olmaya çalıştım kocama cevap verirken. Garibim, benim başka bir erkeğin altında sikiştiğimden habersiz, beni soruyordu. Buysa daha çok tahrik ediyordu beni. Kocamla konuşurken beni sikmekte olan Tolga ile göz göze bakışıyorduk. Zevkten gözlerimiz kısılmıştı. Dudaklarımızda bir gülümseme. Kocam uzun uzun bir şeyler anlatırken telefonun ahizesini elimle kapatıp, Tolga’ya fısıldadım, “Memnun musun aşkım? Telefonda kocam var. Ve sen karısını sikiyorsun!” diye.

Tolga inledi sessizce, “Ohhh! Evet Funda abla. Öyle güzel ki, Ahmet abinin karısını sikiyorum yatağında! Altımda zevkten inletiyorum! Haberi yok pezevengin!” diye fısıldadı. Boynuna sarılıp, omuzunu dişledim. “Erkeğim benim! Sikemeyenin karısını sikerler! Hadi sik beni! Güzel güzel sik! O koca yarağınla sik Ahmet abinin karısını! Ohhh! Sok yarrağını bana!” diye fısıldadım.

Kocam halen anlatıyordu telefonda. Arada ahizeyi kapatan parmaklarımı kaldırıp, (Hı… hı… evet… hayır…) diye cevaplıyordum onu. Özlediğini söyledi sonunda. “Ben de seni çok özledim kocacım! Yalnızlık zormuş! Bir an önce gelsen keşke! Burda, yatağımızda yalnız yatıyorum, sensiz! Gelsen de sevişsek!” dedim cilveli cilveli. Sanki gelse yapacağımız şeyin adı seksmiş gibi. Vedalaştık, “İyi geceler karıcım, kendine iyi bak!” dedi, kapattı telefonu. Bense ahizeyi elimden fırlatıp attım, içimde gidip gelen Tolga’ya sımsıkı sarılıp kalçalarımı çalkalamaya başladım, amımda hareket edip duran sikini daha çok hissetmeye çalıştım.

Tolga’ya, soluk soluğa, “Duydun mu? Kendime iyi bakacakmışım!” dedim. Tolga da bütün gövdesiyle üstüme yüklenerek amıma abanırken yanıtladı beni, “Merak etme Funda abla, ben sana iyi bakarım!” dedi.

Demin telefonda konuşurken biraz yavaşlatmıştık hızımızı. Ama konuştuğumuz hayasız, ar damarı çatlamış sözcüklerin etkisiyle delirmiştim. Tolga da benden daha çok heyecanlanmış ve zevke gelmişti. Sona yaklaşmıştık ve üzerime uzanmış, son darbeleri vuruyordu. Boşalmak üzereydim. O da geleceğimi hissetmiş, hızlanmıştı iyice. Ve son hamlede öyle bir yüklendi ki, kendini kastı, odanın içini dolduran inlemelerle aynı anda ben de kasıldım. Birbirimizi öylesine sımsıkı sarmıştık ki, ikimiz de birbirimizin kolları arasında titreye titreye boşalıyorduk. Döllerinin sıcaklığını amımın diplerinde hissediyordum. Hayatım boyunca böyle bir şey yaşamamıştım.

Bir süre içimde öylece kaldı. Amım sikini sarıyor, içimde yeni yeni küçüldüğünü hissediyordum. İçimden çıkmak istemiyor gibiydi. Bacaklarımın arasında boylu boyunca uzanıyordu üstümde. Nefeslerimiz sonunda düzene girdi, sakinleştik. İçimden çıktı, kendini yan tarafıma bıraktı ve “Sigaran var mı aşkım?” diye sordu.

İçim titriyordu o aşkım dedikçe. Kalkıp kocamın sigara paketini çıkardım çekmeceden, iki sigara çıkarıp çakmakla ikisini de yaktım. Çıplaklığımdan utanmak aklıma bile gelmiyordu, öylesine doğaldı ki çıplaklığımız. Tekrar yatağa, sevgilimin koynuna girdim. Kollarının arasına uzanıp onun sigarasını dudaklarının arasına kıstırdım. Pek kullanmadığım halde onunla beraber orgazm sigarası tüttürdük birlikte. Göbeğinin üstüne koyduğumuz Fondöten kutusunu küllük olarak kullanıyorduk.

“Tolga, bundan sonra bana abla demeni istemiyorum!” dedim. “Peki aşkım! Bu geceden sonra kadınımsın sen benim. Ablam değilsin!” dedi. Uzanıp sigara dumanı çıkan etli dudaklarını öptüm ve “İlk defa sevişmekten zevk aldım. Senin sayende aşkım! Senin kollarında kadın olduğumu anladım ilk kez!” diyerek içimi döktüm. Kulağımdan öperek, “Daha gece sona ermedi aşkım! Sabaha kadar benimsin! Altımda inletecem seni! Halsiz kalıncaya kadar sikecem seni!” dedi. Sımsıkı sarıldım, “Ne istersen yap! Yılların acısını çıkarmak istiyorum. Ne zaman, nasıl, ne kadar istersen sevişirim seninle!” dedim.

Tolga, “İçine boşaldım… Hamile kalırsan?” dedi tereddütle. “Olsun, senin çocuğun, doğururum!” dedim. Endişeyle yüzüme bakıyordu. Gülerek yanağını okşadım, “Merak etme, çocuğum olmuyormuş benim. Korunmamıza gerek yok. İstediğimiz gibi sevişebiliriz yani!” dedim. Elimi uzatıp sikini okşadım, hemen başını kaldırdı yaramaz. “Hatta şimdi başlayabiliriz sevişmeye, gücün varsa?” dedim.

Belimden tutup bir anda üstüne çıkardı beni. Bacaklarımı aralayıp, üstüne yerleştiğimde, çoktan sertleşmiş siki amıma baskı yapmaya başlamıştı. Ne yapmak istediğini kadınlık sezgilerimle anlamış, sikinin üzerine oturmaya başlamıştım bile. Dudaklarımı ısıra ısıra yarağını içime aldım. Belimden tutup kendine çekiyordu. Sonunda dibine kadar girdi.

Biraz bekleyip üstünde hareket etmeye başladım. Yukarı aşağı inip kalkıyor, ucuna kadar çıkıp, dibime kadar içime alıyordum. Giderek hızlandım, ıslak amımın içinde yağ gibi kaymaya başladı yrağı. Başını kaldırıp memelerimi yalıyor, uçlarını emiyordu ben üstünde gidip gelirken. Zevkten deliriyordum yine. Bir kez daha sarsılmaya, orgazm olmaya başladım. Sonunda üstüne yığılıp kaldım. Yana devrilip iki büklüm oldum. Bacaklarımı kasıyor, halen devam eden orgazm kasılmalarının zevkini çıkarıyordum.

Sabaha kadar seviştik. Duş yaptık. Banyoda bir kez de arkadan, minik deliğimden becerdi. Çığlıklarıma aldırmadan götümün kızlığını bozdu. Onun zevkini de yaşattı bana. Duştan çıktık, yatağın üstünde domalttı beni, kalçalarımdan tutup amıma girdi. Bu kez değişik açıdan amıma giren yarağı zevkten delirtti beni… Sabaha kadar seviştik kısacası. Uzun uzun seviştik. Durduk, dinlendik, sikiştik. Ben erkeksiz, o kadınsız geçen yılların acısını çıkarırcasına seviştik. Sabah güneş doğarken sızıp kaldık yatakta.

Öğlene kadar ölü gibi uyuduk. Uyandık. Çırılçıplak evin içinde dolaştık, oturduk, kalktık, mutfakta yemek yedik. Evin her köşesinde, her odasında seviştik. İki gün boyunca yeni evli balayı çiftleri gibiydik. Hiç durmadık. Öpüşüp koklaştık, seviştik, sikiştik. Ertesi gün, kocam gelecek diye zorla ayrıldık birbirimizden.

İki yıla yakın bir zaman boyunca sürdü Tolga ile bu ilişkimiz. Fırsatını bulduğumuz, canımızın çektiği her anda birbirimizin kollarına koştuk. Fakat sonunda taşındılar, birbirimizi kaybettik. Şimdi hayata küsmüş gibiyim. Bir kenara çekilip saatlerce Tolga ile yaşadığımız sevişmeleri anıyorum. Mutfakta yemek yerken, o yemek masasında Tolga’nın bana yaptıkları. Kocamla yatarken, o yatakta Tolga ile yaşadığımız orgazmlar. Kocamın çükü içimde gidip gelirken, Tolga’nın içimi dolduran yarağının kalınlığı. Kocamın leş gibi içki kokusundan iğrenirken, burun deliklerimde Tolga’nın erkek vücudunun salgıladığı beni tahrik eden erkek kokusu…

Fakat yapacak bir şeyim yok. Ya böyle yaşamaya devam edeceğim, ya da kendime geleceğim, çıkıp kendime bir şekilde yeni bir Tolga bulacağım. Onun gibi bir erkek. Beni doyuran, beni yaşatan, beni kadın yapan bir erkek. Bekliyorum henüz. Bir gün karşınıza, genç ve güzel bir kadın çıkarsa, gözleriyle sizi süzen, tartan, aranan… O benim işte!

Adamla Sikişirken Karısı Bizi Seyrediyordu!

Merhaba sex hikayeleri okurları. Ben Düsseldorf’tan Melek. 32 yaşındayım ve dulum. Çoğu kez buraya takılıp ilginç itirafları okuyorum, okurken bile orgazm oluyorum. Hatta bazılarını okurken sanki kendi hayatımı okuyorum, bazı olaylar sanki beni anlatıyor gibi. Bende sizlere başımdan geçen ilginç bir olayı yazmak, sizlerle paylaşmak istedim. Belki size garip gelecek ama bunları gerçekten yaşadım ve halada yaşıyorum.

Geçen sene Düsseldorf’a bir saat mesafedeki bir şehire diskoya gittim. Disko çıkışı oldukça sarhoştum, araba kullanamıyacak kadar içkiliydim. Diskonun önünde bir bankın üstüne oturdum, temiz hava almak ve kendime gelmek istiyordum. Diskodan çıkan birçok erkek beni “götürmek” istedi, ama ben artık bu tür olaylardan bıkmıştım, değişik birşeyler istiyordum. Oldukça seksi popumu örtecek kadar uzun kıvır kıvır saçlarımla, mini kiyafetlerimle, 7’den 70’e tüm erkekleri delirtiyordum. Gelen geçen beni hemen oracıkta sikecekmiş gibi bakıyordu. Bende az değilim yani, millete azıcık ucundan gösteriyordum ama kimseye vermiyordum. Derken bir karı-koca yanımdan Türkçe konuşarak geçtiler. Adam beni kastederek karısına, “Şuna bak, tangası görünüyor resmen, güzelde amı varmış, sikmek isterdim.” dedi. Karısı da “İstersen götürelim sik, ne dersin aşkım?” dedi.

Ben hiç oralı olmadım, daha doğrusu adamın karısından çekindim biraz. Bunlar yanımdan uzaklaştılar. Ben kısa bir an düşündükten sonra kendi kendime “Kızım istediğin değişiklik bu, fırsatı kaçırma.” diyerek peşlerinden koştum ve Almanca “Sigaranız var mı?” diye sordum. Adam “Biz kullanmıyoruz, ama şurda az ileride açık bir büfe var, ordan sanaalalım.” dedi. “Tamam.” dedim ve birlikte yürümeye başladık. Yolda bana sorular sormaya başladılar, “Nerelisin?” gibi, ben de “Macaristanlıyım.” diye cevap verdim. Havadan sudan sohbet ederek yolumuza devam ettik. Arada sırada nasılsa ben anlamıyorum diye, kendi aralarında Türkçe konuşuyorlardı. Benim Türk olduğum akıllarının ucundan bile geçmiyordu. Ben çaktırmadan oyuna devam ediyordum, Almanca konuşuyorduk. Büfeye geldik, adam bana bir paket sigara ve çakmak aldı ve sigaramı yaktı. Sonra “Sigaranın yanında kahve iyi gider, istersen sana bir ‘Türk Kahvesi’ ikram edelim.” dedi.

Bende “Bilmem ki, olur mu?” deyip karısının gözlerine baktım. Karısı “Neden olmasın? Evimiz iki sokak ötede, buyur bir kahvemizi iç.” dedi. “Tamam, içeyim ozaman.” dedim ve evlerine gittik. Kadın mutfağa bana kahve yapmaya gitti. Gitti ama gelmek bilmedi. Adam karşıma oturmuş ikide bir sikini tutuyor oynuyordu. Bende özellikle bacaklarım ayrık bir şekilde oturuyordum, yani benim mal meydandaydı. Adam “Çok sexy tangan var, rengi de güzelmiş, beyaz!” dedi. Bende “Beyaz değil, kırmızı!” dedim. “Yok beyaz!” dedi, bende “Hayır kırmızı!” dedim. “Görmeyince inanmam, göster.” dedi. Eteğimi kaldırdımgösterdim. Adam gülerek, “Bende bunu istiyordum, güzel amın var, yalayıp sikmek isterdim.” dedi. “Nasıl olacak? Karın ne der?” dedim. “Karımla anlaştık zaten, seni sikmek için kahveyi bahane ettik.” dedi.

Kahve birtürlü gelmiyordu. Ben kahveyi beklerken adam fermuarını açtı ve koca kalın sikini çıkartıp bana gösterdi, “Kahveden önce istersen gel bunun bir tadına bak.” dedi. Gözüm kapıdaydı, karısının haberi vardı biliyordum, ama yinede ya gelirse diye biraz tedirgindim. “Korkma karım gelmez!” dedi, beni kolumdan çekerek sikini ağzıma verdi. Saçlarımı eline doladı, iki eliyle sikini ağzıma bastırıyordu. Sikini tümden ağzıma sokmaya çalışıyordu. Adam zevkten dört köşe olmuş, acayip sesler çıkartıyordu, ben ise gözüm kapıda, çekinerek de olsa, güzelce yalıyordum. Siki çok hoşuma gitmişti, emiyor, ısırıyor ve yalıyordum. Sonra aynısını o da bana uyguladı, amımı emiyor, yalıyor, arada bir de parmağını sokuyordu. Amımı epeyce bir yaladıktan sonra, “Gel otur üstüne, sikimi gömecem sana!” dedi. Beni ters çevirerek oturttu üstüne, alttan girdi amıma. O koca siki nerdeyse ağzımdan çıkacak sandım.

Süper sikiyordu, epeydir böyle güzel sikilmemiştim, hayal edilemiyecek kadar çok zevk alıyordum. O uzun ve kalın siki amımın derinliklerine girip çıktıkça, dayanamayıp bende bağırmaya başladım. Sikinin üstünde mest olmuş bir şekilde hoplayıp zıplarken, birden kapıda beliren karısını görünce dondum kaldım. Nedense karısından çekiniyor ve utanıyordum. Ben bir an duraksayınca, karısı bana “Çekinme, devam et! Kocamın siki güzeldir, iyi de siker, sende payını al!” dedi. Ben yinede zıplamayı bıraktım, adamsa alttan geçirmeye devam etti. Arada bir pozisyon değiştirerek bir güzel sikti beni. Tam istediğim gibi sertçe, hunharca sikti. Karısıda yeri geldi beni okşadı öptü, yeri geldi bacaklarımı tuttu, kocasının beni sikmesine yardımcı oldu. Adam amımın hakkını verdikten sonra, yine karısının yardımlarıyla, beni domaltıp götten de sikti.

O gece ön arka demeden sabaha kadar sikildim. Sabah arabama atladım Düsseldorf’a döndüm. Zaman zaman beni yine çağırıyorlar, gidip siktiriyorum kendimi. Karısı biz sikişirken artık sadece seyretmiyor, artık o da bizimle beraber sex yapıyor. Kocası götümü sikerken karısı da, ya benim amımı yalıyor, yada bana kendi amını yalatıyor. Muhteşem sex hayatımız oldu ve uzun zamandır da böyle devam ediyor. Şu sıralar bir Alman erkek arkadaşım var, ama onunla, o karı kocadan aldığım kadar çok zevk almıyorum. Bir gün onu da tanıştıracam onlarla, grup yapmayı kafama koydum iyice. Napıyım sikilmeye doymuyorum :-) Tüm sikici erkeklerin kalkmış yaraklarından ve azgın kadınların ıslak amlarından öpüyorum…

Deprem 10 Saniye Sarstı Kaynımın Yarağı Sabaha Kadar!

Kocamla evlendiğimizde askerliğini henüz yapmamıştı, okulundan dolayı erteletmişti. Aynı iş yerinde çalışıyorduk. Tanıştık, kısa bir nişanlılık döneminden sonra evlendik. Ailesiyle aynı binada oturuyorduk. Anne babası ve bir erkek kardeşi üst katımızda oturuyorlardı. Kısa sürede kaynaşmıştık ailesiyle. Beni kızları gibi görüyorlardı. Onlar beni, ben onları sevmiştim. Annesine benzeyen ufak tefek kocamın aksine, 20 yaşındaki kardeşi Mert çok yakışıklı, sporla uğraşan, yapılı, iri yarı bir çocuktu. Çocuk derken aramızda 3 yaş fark var sadece. Kocamın tüm ailesine, özellikle Mert’e kanım ısındı, çok iyi anlaştık.

Evliliğimizin cicim aylarından sonra, artık kocamın tekdüze, uyduruk sevişmelerine alışmış, doymasam da tatmin olmasam da, orgazm taklidi yaparak evliliğimizi, götürmeye çalışıyordum. Evlendiğimde bakire olmama rağmen, gerçek seksin bu olmadığını internetten, okuduğum kitaplardan biliyordum. Fakat salt bu nedenle kocamdan ayrılmayı, düzenimi bozmayı göze alamıyordum.

Kaynım Mert ise kocamın tam tersiydi. Kızlarla, hatta mahalledeki birkaç evli kadınla haşır neşir oluyor, gününü gün ediyordu. Bir kısmını annesinden duyuyordum, bir kısmını da komşu kadınlardan öğreniyordum, “Kız senin kaynın var ya, Bakkalın karısıyla…” gibi. Uçan sineği kaçırmayan zamparanın tekiydi kısacası. Bunları duydukça ona başka gözle bakmaya başlamıştım. Kapımın önünden geçip üst kata çıkarken ben bir bahane uydurur, havadan sudan kapı önünde sohbet ederdim. Bu arada kaynımın yapılı gövdesine, geniş üçgen omuzlarına sımsıkı sarılmamak için kendimi zor tutardım. Baktıkça bakasım geliyordu piçe…

Öyle etkilemişti ki beni, artık kocamın kardeşidir, akrabadır diye bakamıyordum ona. Bir erkekti o. Hem de yakışıklı, dalyan gibi, sapına kadar erkek. Geceleri kocamın altında yatarken, o olsaydı nasıl sevişir, nasıl öpüşür, kotunun önündeki kabarıklık neye benzer diye düşünürdüm. Kocam içime girip çıkarken onunla seviştiğimin, onun ağırlığı altında ezildiğimin hayallerini kurardım hep.

Kocamla işten döndüğümüzde akşam yemeklerini genelde onlarla beraber yer, oturur, yatmaya evimize geçerdik. O da evdeyse, dışarıda değilse sevindirik olurdum. Benim ona baktığım gibi o da bana baksın, beğensin isterdim. Aile içinde ne kadar mümkünse, olduğunca kısa etek, askılı bluzlar giyer, dikkatini çekmeye çalışırdım. Benim ne eksiğim vardı ki o yatıp kalktığı orospulardan! Gittiğimiz düğünlerde, pikniklerde, plajlarda hep onu keser, ona yakın olmak, eline koluna dokunabilmek için bahaneler yaratırdım.

Sonunda korkuyla beklenen şey oldu. Kocamın uzun dönem askerliği başladı. Onunla beraber benim yalnızlığım da başladı. Zaten yetersiz bulduğum seks yaşamım artık tamamen sıfırlanmıştı. Günler geçmek bilmiyordu. Sabah kalk, işe git, akşam gel, kaynananın hazırladığı yemeği ye, biraz otur, kadına yardım et, evdeyse kaynını aç gözlerle dikizle, yatma zamanı kendi evine siktir olup git, yalnız yatağında, kendini okşaya okşaya zıbar. 5, 10, 20 gün, 1 ay, 3 ay… Artık dayanamaz hale gelmiştim. İyice azmıştım, erkeksizlik başıma vurmuştu. Hayır, sikilmenin tadını almamış olsam neyse! İyi ya da kötü, bir erkekle seks yapmaya alıştıktan sonra sap gibi kalıvermek çok kötü!

Bazen kendimi Mert’e, dudaklarına, kirli sakalına, pazularına, pantolonun önündeki kabarıklığa bakarken erotik hayallere dalmış buluyor, sonra da silkinerek kendime gelmeye çalışıyordum. Etrafıma, Mert’e bakıyordum korkuyla. Ona arzuyla baktığımı görmüş müydü? Aklımdan geçenleri, onu ne kadar istediğimi anlamış mıydı? Sanırım biliyordu Mert, farkındaydı. Hissediyordum bunu. Oturduğum yerde onu süzerken gözlerimi pantolonun, şortun önünden yukarı kaldırdığımda, onun bana bakan, soran gözleriyle karşılaştım birkaç kez. Utandım, yanaklarım alev alev yandı, kızardım yeni yetme kızlar gibi. Ne bakıyorsun salak? Anla işte! Abin gideli kaç ay oldu? Kaç aydır erkeksizim haberin var mı?

Dipten gelen acaip bir gürültüyle beraber 10 saniyelik şiddetli bir sarsıntı. Hepimiz ayağa fırladık. Ödüm koptu. Elimdeki çay bardağını fırlatıp çığlık atarak hemen yanımda duran Mert’e sarılıverdim o korkuyla. O da korurcasına kollarının arasında sımsıkı sardı beni. Sarsıntı bittikten sonra da bir süre ayrılamadım ondan. Korkuyla birbirimize, sallanan avizeye, büfede devrilen bardaklara bakıyorduk. Kalbim kuş gibi çarpıyor, gözlerimden yaş geliyordu. Sonra durumu fark ettim. Mert’in, kaynımın kollarındaydım.

Öyle rahatladım ki. Güvendeydim onun kollarında. Başımı geniş göğsüne dayayıp, derin bir nefes aldım, onun mis gibi erkek kokusunu içime çektim. Elleri sırtımı okşuyor, kollarıyla sımsıkı sarıyordu. “Şşşt… Tamam yenge, btti, korkma artık, sakin ol!” diyerek o kalın erkek sesiyle teselli etmeye, sakinleştirmeye çalışıyordu.

Sakinleşmiştim artık. Ama böyle durmak öyle hoşuma gitmişti ki. Gerekirse sabaha kadar böyle kalmaya razıydım. Kollarında, sımsıkı sarılmış, göğüslerim onun kaslı bedeninde ezilir vaziyette, kasıklarımız birbirine yapışmış. Ama maalesef, kayınvalidem dua etmeyi bırakıp bize döndüğünde istemeden ayrılmak zorunda kaldım. Tedirgin, diken üstünde oturduk. Bir süre daha geçti. Uyku ağır basmaya başladı. Kayınpederim artık yatmamızı, korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Ben halen dehşet içindeydim. Orada yatmamı istediler, ben kabul etmedim, “Uyuyamam anneciğim, kendi yatağımda yatmak istiyorum. Ama korkuyorum da yalnız başıma…” dedim çaresizlik içinde.

Kayınvalidem, “Madem evine gitmek istiyorsun, git kızım. Korkuyorsan Mert gelsin, salonda yatsın. Evde biri olunca için rahat eder yavrum! Hadi Mert, yengende kal bu gece!” dediğinde kulaklarıma inanamıyordum. Mert ve ben. Koca evde yalnız. Sevincimi saklamaya çalışarak korkmuş görüntümü sürdürdüm. Sesim titreyerek, “Çok iyi olur annecim! İnan ödüm patlıyor. Evde bir nefes olursa hiç olmazsa uyuyabilirim biraz. Yoksa sabah işe gidecek halim olmaz uykusuzluktan!” dedim.

İyi geceler dileyip, kaynımla beraber alt kata indik. Evin kapısını açarken ellerim titriyordu heyecandan. Küçük odadaki yatağı hazırladım yatması için. Televizyonu açıp depremin şiddetini öğrenmeye çalışan Mert’in yanına gittim. Oturduğu üçlü koltukta yer açtı bana, yanına oturdum, beraber izlemeye başladık. Bir yandan televizyonu izliyor, bir yandan sohbet ediyorduk. O, yanımda, yanıbaşımda olduğu için öyle mutluydum ki…

Tam yaşadığımız korkudan, sarsıntıdan bahsediyorduk ki, bir çıtırtı daha olmasın mı? Sanırım hafif şiddetteki duyulur duyulmaz minik artçı depremlerden biriydi. Fakat bu minik sarsıntının korkusu bile yetti bana ayağa fırlamam için. Yine aynı şey oldu, benimle birlikte ayağa kalkan Mert’e sarılıverdim. İki üç saniye bile sürmedi çıtırtı. Ama halen kollarındaydım, ayrılmamış, bana sarılan güçlü kolların tadını çıkarıyordum. Mert yine tedirgin hareketlerle sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben kedi gibi sokulmuştum kollarına. Tüm vücudum onunkiyle temas halindeydi, sımsıkı sarılmıştım.

İşte o anda hissettim karnıma temas eden sertliği. Birbirimize sımsıkı temas eden bedenlerimizin varlığıyla kaynımın yarağı taş gibi olmuş, aramızda kendini hissettirmeye başlamıştı. Boydan boya ürperdim. Kasıklarımda bir yangın başladı. O da huzursuzca kıpırdandı. Sırtımı okşayan eller çıplak kollarımı tuttu, beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını hissettim. Pürüzlü bir sesle bana, “Çok korktun yine yenge. Sana su getireyim!” dedi, önünü bana göstermemeye çalışarak arkasını döndü, mutfağa gitti.

Öylece kalakalmıştım. Koltuğa kendimi attım. Yanaklarım alev alev yanıyordu. Elinde su bardağıyla gelen kaynıma baktım dolmaya başlayan gözlerimle. Tanrım, ne kadar yakışıklıydı. Ölebilirdim, bana sarılması, sevmesi, sevişmesi için. Yalvarmam, ayaklarına kapanmam gerekse de. Fakat o anda bir şey diyemedim, gözlerine baktım sadece, konuşamadım. O ise bana bakmaya bile çekiniyordu. Uzattığı bardağı alıp suyu bir dikişte içtim. Önündeki kabarıklığı nasıl başardıysa yok etmişti. Az önceki sertlikten eser yoktu.

Benden uzaklaşırcasına gitti karşıdaki koltuğa oturdu, televizyon izlemeye başladı. Ben de onu izliyordum. Konuşmuyordu hiç. Sanırım içinde müthiş bir mücadele yaşıyordu. Hissediyordum bunu. Ben, abisinin karısı, yengesi. Benim için sertleşen yarağı… Bir zaman böyle oturduk, televizyon izledik sessizce. Sonra bir iki esnedim, uykum gelmiş gibi. Ayaklarımı kaldırıp koltuğa uzattım, boylu boyunca uzandım doğalca. Yatar vaziyette izlemeye başladım televizyonu. 5-10 dakika sonra gerçekten gözkapaklarım ağırlaştı, içim geçiverdi. Bu durumda ne kadar kaldım bilmiyorum, Mert’in bana seslenmesiyle kendime geldim. Ama gözümü açamadım. Oturduğu yerden bana sesleniyordu, “Yenge? Uyudun mu?” diye.

Cevap vermedim, uykumda rüya görüyormuşçasına mırıldandım. Bacağımın birini kaldırıp ayağımı yere koydum yattığım yerde, diğerini de dizimi havaya dikip koltuğun arkasına dayadım. Diz üstü kısa eteğim iyice açıldı bu hareketimle. Birkaç kez daha seslendi, yine uyumaya devam ettim güya, yanıt vermedim. Başım yana düşmüştü. Kirpiklerimin arasından Mert’i izliyordum. Gözünü benden, açılan bacaklarımdan ayıramıyordu. Elini pantolonunun önündeki kabarıklığa götürmüş, okşayıp duruyordu. Benim uyuduğumu zannettiğinden kalkıp yanıma geldi. Koltuğun önünde diz çöktü. Omuzumdan tutup hafifçe sarstı, “Yenge? Uyan hadi!” dedi.

Düzgünce nefes alıp vermeye çalışıyor, uyuyor görüntüsü vermeye devam ediyordum. Gözlerimi kapatmıştım. Ne yapacağını merak ederek bekledim. Bir süre hareketsiz durdu. Eteğimin meydanda bıraktığı bacaklarımı, bluzumun açılan yakasından göğüslerimi seyrediyordu sanırım. Sonra ayaklarımda elinin temasını hissettim birden…

Ayaklarımı okşayan eli yavaş hareketlerle yukarıya çıktı. Dizimi geçti, baldırlarımı okşadı tüy gibi. Öyle zevk alıyordum ki, inlememek için, ona belli etmemek için kendimi zor tutuyordum. Eli baldırlarımda, bacaklarımın içlerinde dolaştı, küloduma kadar çıktı. Eteğimi iyice belime kadar sıyırdığını hissettim. Tanrım! Eğer amıma dokunursa biterdim ben. Ayların verdiği açlıkla anında orgazm olabilirdim. Şimdi bile ıslanan amımdan sularımın aktığını hissediyordum…

Dokunmadı amıma. Derin bir nefes alıp başını küloduma yaklaştırdı, amımın kokusunu ciğerlerine kadar çekti, “Ah yengem… Yengemm!” diye mırıldandı, “Öyle güzelsin ki, hastayım sana kadın! Bitiyorum sana, aşığım sana! Ah bir bilsen seni nasıl istediğimi! Bir anlasan beni! Ah bu güzel amcığını bir siksem! Ahhh!” diyordu.

Aniden beni bırakıp fırladı yerinden, koşa koşa banyoya gitti. Sanırım boşalmak üzereydi, rahatlamaya gidiyordu. Bense elimi şehvetle yanan amıma götürüp avuçladım, sıktım dudaklarını, daha o anda inleye inleye sarsılmaya başladım. Beni duyacak hali yoktu Mert’in, banyoda kendisiyle uğraşıyordu. Sarsıla sarsıla boşaldım. Orgazm kasılmalarım bittiğinde eteğimi düzeltip yan döndüm, uyur vaziyetime devam ettim. Mert işini bitirip banyodan çıktığında beni bu halde buldu. Bir süre daha yanımda durup seyretti sadece. Sonra gidip üzerime bir pike getirdi, üzerimi örttü. Kendisi de odasına gidip yattı.

O çıkınca sırt üstü yatıp gözümü tavana diktim. Dakikalarca. Aklımdan bin türlü şey geçiyordu. Orgazm olmak rahatlatamamıştı bedenimi. Uyku tutmuyordu. Gözümün önünden onun kabaran yarağı gitmiyor, eteğimin altından bacaklarımı okşayan elleri aklıma geldikçe kıvranıyordum yattığım yerde.

Şeytan dürtüp duruyordu (Hadi düşünme artık, kalk git yanına!) diye. Gitsem yanına. Uyudu mu acaba? Okşasam bana yaptığı gibi. Uyanır mı? Ne der? Nasıl karşılar? Kovalar mı beni yanından? Onun “Yenge!” diyen tatlı sesi kulaklarımda hep. Maviş gözleri. Etli dudakları. Gülünce parlayan beyaz dişleri. Kokusu. Kabarık önü. Vücudu. Beni saran kaslı kolları. Başımı göğsüne dayadığımda duyduğum huzur. Mert’in her bir yeri gözümün önüne geldikçe daha çok deliriyordum. Artık akraba, kayın, kocamın kardeşi falan dinleyecek, umursayacak halim kalmamıştı. O da beni istiyordu işte. Kulaklarımla duymuştum beni ne kadar istediğini!

Hırsla üstümdeki pikeyi tekmeleyip fırlattım, yere attım. Kararımı vermiştim. Neye mal olursa olsun. Duramıyordum artık. Kalktım, doğru odasına gittim. Kapısı aralık duruyordu, itip içeriye süzüldüm. Holün hafif aydınlattığı odada, düzenli nefes alış verişleri duyuluyordu. Uyuyordu. Canım benim. Üzerine hiçbir şey örtmeden sırt üstü yatmıştı yatağa. Ve sadece bir boxer vardı giysi olarak. O geniş göğsü nefes alıp verdikçe inip kalkıyordu. Öyle güzel, yakışıklı görünüyordu ki, dakikalarca seyrettim. Sonra, sanki orada olduğumu, onu izlediğimi hissetmişçesine gözlerini açıverdi…

Beni yatağın yanında görünce şaşırıp doğruldu, “Hayrola yenge? Yoksa yine Deprem mi oldu?” dedi. Yatağın kenarına oturdum, elini tuttum, “Yok! Merak etme Mert, bir şey olmadı. Sadece…” dedim. Merakla yüzüme bakıyordu. Söyleyemedim gerisini. Onu istediğimi, onunla sevişmeye geldiğimi, yatağına geldiğimi söyleyemedim. Deprem olmadı, ama yangın vardı işte. İçim yanıyordu. Dudaklarım titriyordu heyecandan, gerdeğe girecek yeni gelin gibiydim.

“Ne oldu, söylesene yenge? Merak ettirme beni!” dedi. “Gece salonda sen beni… Bacaklarımı okşarken ben uyanıktım Mert!” dedim. Yüzüme bakıp kaldı öylece. Yüzü mü kızarmıştı ne? Başını yana çevirdi, bana bakmıyordu şimdi, bakamıyordu. Elini çekmeye çalıştı, bırakmadım, tuttum sımsıkı. Öksürüp boğazımı temizledim, devam ettim, “Söylediklerini duydum. Her şeyi!” dedim. “Uyuduğunu sanıyordum yenge… Söylediklerimi unut, aldırma bana! Sen yengemsin! Abim…” dediğinde, “Abin yok Mert! 6 aydır yok! Yalnızım ben! 6 aydır kimse sevmedi, okşamadı, dokunmadı bana! Ben de sana aşığım! Yanıyorum Mert! Seni istiyorum ben de! Ölesiye istiyorum! Beni sevmeni, benimle sevişmeni istiyorum! Ölüyorum senin için!” dedim. Ağlıyordum bunları söylerken, göz yaşlarım damla damla süzülüyordu.

“Olmaz yenge! Yengem olmaz!” diyordu halen. Hırsla elini tuttum, gözyaşlarımla ıslanan yanaklarıma sürdüm elini, avuç içlerini titreyen dudaklarımla öptüm, öptüm. Yalvardım, “Kimse bilmeyecek Mert, ikimizden başka kimse! Seviş benimle! Abin gelene kadar hiç olmazsa! Başka şey istemiyorum senden! Lütfen, bak sen de beni istiyorsun, kendi ağzınla söyledin! Hadi, yanıyorum ben! Başkasına mı gideyim istiyorsun? Elin adamıyla boynuzlayayım mı abini? Yabancılara, başka erkeklere yedirme yengeni işte, sen sik! Sik beni Mert!” dedim.

Artık iyice yüzsüzlüğü, terbiyesizliği ele almıştım. Gözüm kararmıştı iyice. Bu gece bu aptal oğlanın altına yatmalıydım. Onunla sevişmeliydim. Kendimi siktirmeliydim. Her şeyi yapardım bunun için. Dudaklarına yapıştım aceleyle. Önce karşılık vermiyordu bana, ben köfte dudaklarını emmeye, dilimin ucuyla okşamaya başlayınca hırslandı, o da saçlarımdan kavrayıp öpüşmeye başladı. Ne kadar güzel öpüşüyordu bu çocuk! Ee, tecrübeliydi ne de olsa! Mahallenin kızları, kadınlarıyla, okuldaki kızlarla tecrübe kazanmıştı.

Öpüşürken bir elimi göğsüne koydum, okşadım. Aşağıya indim yavaşça okşayarak, kaslı karnını, boxerinin üzerinden sertleşen yarağını okşadım. Parmaklarımın ucunda tıp tıp attığını, giderek sertleştiğini hissediyordum. Beklemiyordu bunu, “Mmmm… Yenge, ne yapıyorsun?” diye bir inilti çıktı ağzından. Elimi boxerinin önündeki düğmesini zorlayarak içeriye soktum. Ateş gibi yanan yarağını tuttum. Kalın, kocaman bir şey vardı şimdi avucumda, ateş gibi.

Dudaklarını bırakıp eğildim. Boxerini sıyırıp dışarıya çıkardım yarağını, gözyaşımla ıslanan yanaklarıma sürdüm. Dudaklarıma sürdüm. Dilimi çıkarıp başına dokundum. Benim narin bileklerimden daha kalındı yarağı.

Mert itiraz etmeyi kesmiş, kendini benim ellerime bırakmıştı. Dirseklerinin üzerine dayanmış, yaptıklarıma bakıyordu kısılmış gözleriyle. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan yalayıp duruyordum güzel yarağını. Kocam izin vermemişti bunu yapmama. İlk defa bir erkeğin sikini yalıyor, ağzıma alıyordum. Ben sikiyle uğraşırken onun eli yine eteğimin altına girmişti. Bacaklarımı sıka sıka okşuyor, bacak içlerimde elini dolaştırıyordu. Küloduma geldi. Avuçladı. Yarağı ağzımdayken zevkle inledim. Nefes alabilmek için yarağını emmeyi bırakmak zorunda kaldım.

“Ahhh… Mert!” diye inledim, külodumun ağını yana çeken parmaklar şimdi ıslanan amımı okşuyordu. Sıcak parmakların ıslak am dudaklarına teması bitiriyordu beni zevkten. İnleyip duruyor, bu arada elimdeki yarağı yalamaya çalışıyordum. Klitorisimi ıslak parmağıyla okşayınca sarsıldım. Muhteşem bir zevkti duyduğum.

“Bırak emmeyi yenge, ağzına boşalmak istemiyorum. Yatmadan önce boşaldım, ama yarağımı emmen deli ediyor beni!” diye inledi o da. Şehvetten kısılmış gözlerimle ona baktım, emmeyi bıraktım ve “Gel benim yatağıma gidelim Mert! Daha geniş o yatak, daha rahat sevişiriz!” dedim. “Peki, hadi gidelim!” dedi. Kalktı, beni kollarına alıp tüy gibi kaldırıverdi. Boynuna sarıldım. Öpe öpe yatak odasına götürdü. Üzerine saten örtü örtülü yatağı açmadan boylu boyunca yatırdı beni. Boxerini ayağından sıyırdı bir çırpıda. Sertleşmiş yarağı önünde çelik gibi dimdik duruyordu. Heykel gibiydi. Öyle heyecanlıydım ki! Yatak odamda, kocamla seviştiğimiz odada, çırılçıplak kalan kardeşiyle, kaynımla beraberdim.

Kocam aklıma gelince etajerin üzerindeki resim çerçevesine baktım. Kocamla evlilik resmimizdi, objektife bakan damadın gözleri adeta beni izliyordu. Uzanıp elimin tersiyle devirdim. Şimdi o çerçevenin içinden bana bakamayacak, azmış karısının kardeşiyle seviştiğini göremeyecekti. Başımı yastığa koydum. Sırt üstü yattığım yerden halen ayakta beni seyreden kaynıma baktım. Kollarımı açıp bekledim.

Fazla bekletmedi beni. O güzel, çırılçıplak gövdesiyle üstüme uzandı. Ben ağırlığının altında inlerken, o dudaklarıma yumuldu, çılgınca öpüşmeye başladık. Dudaklarımı ısıra ısıra öpüyor, dilini ağzımın içine sokup dilimi okşuyordu. Ellerimle uzun saçlarını kavramış kendime çekiyor, omuzlarını, kollarını, sırtını okşuyordum şehvetle.

O çırılçıplaktı, ben halen üzerimdeki etek ve bluzla duruyordum. Dudak dudağa öpüşürken yarağının sertliği bacaklarıma temas ediyor, ateş gibi değdiği yeri yakıyordu. Dudaklarımı somuran ağzından kendimi kurtarıp nefes nefese, “Soy beni Mert! Çıplaklığını hissetmek istiyorum!” diye inledim.

Telaşla kalktı üzerimden, bluzumun düğmelerini koparırcasına açtı. Dantel sütyenimi çıkarmasına yardım ettim. İkimiz de heyecan içindeydik. Titriyorduk. Hareketsiz durup hayranlıkla beni seyretti. Çıplak göğüslerimi. Sonra elini uzatıp okşadı, avuçlayıp sıktı. “Ohhhh!” diye inledim, “Öp onları Mert! Sev, okşa!” dedim. “Öyle güzelsin ki yenge! Memelerin sanki hiç ellenmemiş gibi, dipdiri, taş gibi!” dediğinde zevkle kıvrandım. Duyduklarım mutlu etmişti beni. Hele Mert’ten bunları duymak. Göğsümü okşayan elininin üzerine elimi koydum, fısıltıyla, “Ellenmedi sayılır memelerim. Abin yıpratamadı. Nasıl, becerdiğin kızlar kadar var mı? Beğendin mi? Güzel mi?” dedim.

“Hem de nasıl yenge! Bakire kızlar eline su dökemez güzellikte! Harikasın! Hep merak ettim bu memeleri, nasıl olduklarını, uçlarını…” deyip eğildi, elini çekip meme ucumu öptü. İnledim. Saçını tutup kendime çektim. Ağzını alabildiği kadar açıp göğsümü ağzına almış, dilinin ucuyla içeride ucunu okşuyordu. Elektrik çarpmış gibi sarsıldım. Unutmuştum bu zevki aylardır. Aç kalmış bebek gibi memelerime saldırmaya başladı. Sıcak diliyle kenarlarını, uçlarını yalıyor, parmaklarıyla okşuyor, sıkıyordu. Bir birini, bir diğerini… Sırayla birinden ötekine geçiyor, beni zevkten bayıltıyordu.

Daha memelerimle uğraşırken gecenin ikinci orgazmını yaşadım. Hırsla saçlarından tutup göğsüme yapıştırdım, kalçalarım yatağı döve döve boşaldım. Kasılmalarım bitince dudaklarımdan öptü beni. Sımsıkı sarılmıştı bana. Bir bacağını üstüme atmış, yarağını baldırlarıma dayamış, eliyle vücudumun her yerini okşuyordu. “Öyle doluyum ki aylardır Mert, kendimi tutamadım!” diye açıklama yaptım. “Ben de akşam bacaklarını okşarken boşaldım yenge! Öyle seksi, öyle baştan çıkarıcı görünüyordun ki, dayanamadım. Tutamadım kendimi!” dedi.

“Biliyorum tatlım! Sen gidince ben de kendimi tatmin ettim. Sen banyoda, ben koltukta, ikimiz de boşaldık! Hadi Mert, oyalanma artık, istediğimi ver bana! Bununla boşalt beni artık!” dedim. Bunu söylerken elimi uzatıp onun vücudumu delip duran yarağını kavramıştım. “Peki yengecim!” dedi. Dudaklarını boynumda göğüslerimde, karnımda gezdire gezdire aşağıya indi.

Eteğim kalmıştı altımda. Yavaşça sıyırdı aşağıya, bacaklarımı oynatıp çıkarmasına yardım ettim. Üzerimde bir tek dantel külot kalmıştı. Sırılsıklam külodumu da çıkarıp fırlattı. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Dudaklarını kasıklarımda gezdirdi. Tertemiz, kılsız, ağdalı, kaymak gibi yaptığım amımın dudakları kan hücumuyla şişmiş, içine girecek şeyi bekliyordu ıslak ıslak… Mert’in hiç acelesi yok gibi görünüyor, diliyle okşayıp duruyordu oralarımı…

Dilinin ucunu klitorisime değdirdiğinde inledim. Kıvranıp saçlarını okşadım, “Ohhhh Mert! Delirtiyorsun beni! Harikasın!” dedim. “Güzel mi yenge? Hoşuna gidiyor mu?” dedi. “Ohhh! Hem de nasıl gidiyor Mert! Harika! Abin hiç yalamadı beni biliyor musun? Amımı hiç yalamadı! Öpmedi bile! Sen harikasın!” dedim. Durdu, başını kaldırıp bana baktı ve “Yenge, şu yatağa abimi sokmasan, ikide bir hatırlatıp durmasan?” dedi. Güldüm, yattığım yerden doğrulup kaynımın benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarını öptüm doya doya. “Peki canım, ama sen de bana yenge deyip durma öyleyse! Hadi artık, oyalanma, sabrım kalmadı, dayanamıyorum, sik beni! O koca şeyini sok bana, sok içime!” dedim.

“Peki aşkım, peki kadınım!” diyerek kalkıp beni yatağa itti, sırt üstü yattım. Dizlerimden tutup bacaklarımı araladı, arasına girdi. Taş gibi yarağını amımın dudaklarına, klitorisime sürttü. Kıvrandım. Heyecanla içime girmesini bekliyordum. Sürtmeye devam edince, sabırsızlıkla, “Hadi Mert, hadi erkeğim, hadi kocacığım, hadi sok şunu artık!” dedim. “Acele etme karıcığım, önce sikimi sularınla ıslatayım. Aylardır sevişmiyorsun. Amın daralmıştır senin, içine girerken zorlanırsın!” dedi.

Dediği gibi oldu. Amım daralmıştı sanki. Yumruğum gibi olmuş sikinin başını dayadı, zorlamaya başladı. Girmekte zorlanıyordu yarak. Kalktı, başucuma geldi, sikini ağzıma verdi. Ben de güzelce, ıslata ıslata yaladım sikini. Ağzıma sokup çıkardım defalarca. Çıkarıp baktım, pırıl pırıl parlıyordu. Kayganlaşmıştı iyice. “Yeter sevgilim!” dedi. Tekrar bacaklarımın arasına geçti, sikini amıma dayadı. Bu kez biraz daha rahat kaymaya başladı, başı içime girdi. Amımın dudakları gerilmişti iyice. Dudaklarımı sıkıyor, ister istemez bacaklarımı kasıyordum. Bu yüzden de girmekte zorlanıyordu.

“Rahat bırak kendini…” dedi. Gevşemeye çalıştım. Yavaş yavaş, bir sokup, bir çıkarıp ilerlemeye başladı içimde. Girdi… Girdi… Bitmek bilmiyordu yarağının girişi. Sonunda amımı yara yara, dibime kadar girdi içime. Bacaklarımın arasında, amımda adeta bir keser sapı vardı sanki. İçimi tamamen doldurmuştu koca şey. Kasıklarımız birleşmişti. Bacaklarımı açabildiğim kadar açıp boynuna sarıldım. Nefes nefese, “Bekle aşkım… Dur lütfen… Birbirlerine alışsınlar!” dedim. Mert de, “Ohhh! Öyle dar ki amcığın, bilezik gibi sardı yarağımı! Ateş gibi yanıyor amın! Yarrağımı yakıyorsun amınla!” diyordu.

Koca yarağa alışınca, kalçalarımı oynatıp işareti verdim. Yavaşça sikini sokup çıkarmaya başladı. Sikinin amımda kaydığı her santiminde zevkim katlanarak artıyordu. Bacaklarımı beline doladım. Üstümde iniyor, kalkıyor, beni altında eziyordu. Nefessiz kalıyordum. O içimde gidip gelirken tekrar orgazm oldum. Sular fışkırdı adeta. Erkeğim durmadı bile, ben kasılırken sokup çıkarmaya devam etti. Kasılan vajina duvarlarımın içinde adeta sağıyordum sikini…

Mert yana devrilip, sikini içimden hiç çıkarmadan beni üstüne aldı. Yarağının üzerinde oturup kalkmaya başladım. O da alttan karşılık veriyordu. Kasıklarındaki kıllar klitorisime sürtünüp duruyor, bu da ayrıca delirtiyordu beni. Ben oturup kalkarken, o yattığı yerde memelerimi avuçluyor, kalçalarımı pençeleriyle tutup sıkıştırıyordu. Ben eğiliyor, memelerimi sırayla ağzına, diline sunuyor, zevkten çıldırıyordum…

Boşalmaya başladım. İnanılmaz, dayanılmaz, katıksız bir zevkti duyduğum. Orgazmımın bitmesine yakın Mert de kıvranmaya başladı, “Ohhh! Geliyorum karıcığım!” diyerek inledi sonunda. Tekrar devirip beni tekrar altına aldı, hızla gidip gelmeye başladı. Motor gibiydi üstümde. “Ahhhh, geliyorum!” dediğinde, boynuna sarıldım, “Lütfen içime boşalma Mert! Abin askerdeyken hamile kalmak istemiyorum aşkım! Lütfen!” dedim. “Ahh evet doğru ya, abimin karısını sikiyorum! Yengemi sikiyorum! Yengem benim! Yengemi sikiyorum, ohhhh!” dedi. Böyle konuşmak zevkini katlıyordu sanki.

Ben içime boşalacak diye endişe ederken, bacaklarımın arasında doğruldu, sikini amımdan çıkarıp üzerime boşalmaya, döllerini karnıma, göğüslerime attırmaya başladı. Birkaç damlası da yüzüme, ağzımın kenarına kadar geldi. Dilimle yaladım. Tadına baktım. İlk defa. Göğsümdekileri de parmağımla toplayıp ağzıma götürdüm. Fena değil gibi geldi tadı. Bir sonrakini ağzımda patlatmaya karar verdim.

Mert boşalıp yanıma uzandı. Başımı göğsüne koyup yattım. Amımdan çıkan siki parlıyordu ve halen kalkık duruyordu, halen tıp tıp atıyordu. Uzanıp parmaklarımla kavradım o güzel şeyi. Dudaklarından öptüm ve gülerek, “Bundan sonra bu sik benim! Kimseye, hiçbir orospuya sokmayacaksın bunu ben varken, anlaşıldı mı?” dedim.

“Tamam aşkım, sadece sen varsın bundan sonra! Seni sikecem yalnızca! Bu yarak senin artık! Benim tek orospum sensin! Sen de hap kullan bundan sonra! İçine boşalmak istiyorum senin! Zevkimi yarıda kesip sıcak amından çıkmak istemiyorum sevgilim!” dedi. Sevgiyle sarıldım erkeğime, “Peki aşkım! Peki benim sikici erkeğim! Sen nasıl istersen! Yeter ki beni sik! Doyur beni! Yengen kurban olsun sana!” dedim.

6 aydır yaraksızlıktan sonra, bir gecede sabaha kadar sevişmek ve defalarca orgazm olmak yormuştu beni. Gözlerim kapanıyordu. Başım kaynımın göğsündeyken derin bir uykuya dalmak üzereydim. Huzur içindeydim. Dünyada ondan başkası yoktu şu anda. Ne deprem, ne başka bir şey umurumda değildi.

Komşumun Koca Götlü Karısını Siktim!

Adanada yaşıyorum. Komşumun karısı hep dikkatimi çekerdi, yürürken o koca kalçalarını sallaması, bana manalı manalı bakması beni deli ediyordu. Fakat 6-7 erkek kardeşi ve 2 büyük oğlunu düşündükçe konuşmaktan bile tırsar olmuştum. Kocası kamyon şöförüydü, adam başka bir şehire çalışmaya gidince kadın dahada iş verir olmuştu. Oğulları da doğuya dayılarının yanına tamirci olarak gidince, meydan bana kaldı. Fakat halen 2 kızı birde ufak oğlu vardı. Nasıl yapayım edeyim derken, birgün bana seslendi, perdeyi takarken korneş sökülmüş, “Korneşi nasıl taktırırım?” diye soruyordu. “Ben takarım Halime!” dedim. “Zahmet olur…” diyerek reddetti, ama bakışları öyle demiyordu. “Ne zahmeti olacak canım!” deyip, matkabı alıp evine gittim…

Merdiven istedim, getirdi. Merdivene çıktım, matkapla tavanı delerken arasıra aşağı, göğüslerine bakıyordum, o ne muhteşem şeylerdi öyle. Neyse, işim bitti merdivenden indim. Halime bana teşekkür üstüne teşekkür ederek, ne kadar maharetli olduğumu söyledi. “Bende maharet çok Halime, ne işin düşerse emrindeyim!” dedim. O da, “Kızlar anneanelerindeler, istersen çay bırakayım?” dedi. “İyi olur komşum!” dedim. Halime mutfağa gitti, ben de elimi yıkama bahanesiyle arkasından geçerken hafifçe sürtündüm. Yine o manalı bakışı atınca cesaret aldım, elimi yıkama işim bitince tekrar geçerken, busefer resmen sikimi götüne dayadım öyle geçtim. Halime adeta dondu kaldı, tepki vermedi, hiçbir şey demedi. Ben de birşey demeden salona geçtim…

Halime çayları getirdi. Çaylarımızı içerken sohbete başladık. Halime, “İlk kocam ölünce bu adamla evlendim, ama bana bakmıyor, eve bakmıyor!” diye sitem etmeye başladı. Yan yana oturmuştuk, kalçası kalçama değiyordu. Baktı benden hareket yok, az daha yanaştı. Ben de elimi bacağına koyup, “Bak oğulların iş buldu, sana bakarlar!” diye teselli etmeye çalıştım. O da, sadece küçük oğlunun para gönderdiğini, büyük oğluna ise dayısı yeni dükkan açtığından para veremedigini söyleyince, “Bak Halime, sana yardım edeceğim, ama borç!” diye çıkarıp biraz para verdim. Halime duygulanarak kabul etti. Ben tam kalkacakken bana sarılıp teşekkür etti. Ama ne sarılma, sırtımı sıvazlarken göğüslerini yapıştırmıştı bana…

Ben de onun sırtını sıvazlamaya başladım. Elim biraz aşağı kayıp kalçalarına dokununca sikim kalktı. Sikimi hissetmemesi mümkün değildi. Sikimi amına bastırınca o da karşılık verdi ve bana daha sıkı sarıldı. Yanağını öptüm ve “Ben varım artık, hiçbir konuda sıkıntı çekmezsin!” dedim. Halimenin sesi çıkmıyordu, kalbinin atışını hissediyordum. Dudağını öpünce birden kollarını çekti, “Yapma, kızlar gelebilir!” dedi. “O zaman bize gel, evde kimse yok, hanım annesinde!” deyince, “Tamam, sen çık, ben anneme uğrayıp gelirim!” dedi. Götünü avuçlayıp, dudağına bir öpücük kondurup çıktım, eve gittim…

Evde pencereden bakarak sabırsızlıkla beklemeye başladım, dakikalar asır gibi geldi. Sonunda Halimeyi sokağın başında görünce kapıya gittim, hafif araladım kapıyı. Halime evinin orada sokağı kontrol ederek benim eve geldi, kapı zaten açıktı. İçeriye girer girmez sarıldım buna. Titriyordu. Başladım dudaklarını boynunu öpüp yalamaya. Koca göğüslerine gelince Halime adeta deli olmuştu, “Beni sikmeyi sen hak ettin, şerefsiz kocama boynuz takayım da içim rahatlasın!” deyince, anladım ki kocasına kızmış, bana siktirecekti kendini…

Sikimi çıkardım, hemen önüme çömeldi ağzına aldı. Ama nasıl yalıyor oruspu, sanki iliğimi kurutacak. Sikimi biraz yaladıktan sonra kalktı, eteğini beline toplayıp külodunu dizlerine kadar sıyırdı ve “Hadi sok canım, fazla zamanım yok, sok amıma, sik beni!” dedi. Halimenin sırtını koridorun duvarına yasladım ve sikimi sıcacık suluamına soktum. Halime, “Ohhhhh!” diye inlerken, ben de amına pompalıyordum. Ama pozisyon itibarı ile rahat sikemiyordum, bunu ters çevirdim, yüzü duvara dönük olarak, ellerini duvara yapıştırdım ve belini büktüm, sonra da arkadan amına daldırdım, tekrar pompalamaya başladım. Halime titreyerek, inleyerek boşaldı, ama ben daha boşalmamıştım. Amını sikerken kocaman götü kasıklarıma değiyordu. Müthişti götü, deli olmuştum. Boynunu, ensesini sumuruyordum. Sonunda ben de gelmek üzereydim, “Evet, evet!” diyerek amına boşaldım…

Hemen toparlandık. Halime saçını başını düzeltip, dudaklarıma öpücük kondurdu ve “Çok güzeldi erkeğim, beni rahatlattın, bundan sonra ben de seni hep rahatlatacağım!” diyerek gitti.

Şimdi hayalim Halimenin o koca götünü sikmek!

Almancının Karısını Arabada Siktim Anırttım!

Merhaba. 30 yaşındayım. Tesisatçıyım. Bundan 8 ay önce bir inşaatta çalışırken, karşı binanın 1. katının penceresinden kadının birisi devamlı bana bakıyordu. Kadın başörtülü falandı, ama çok güzeldi. 10 gün devamlı bakıştık. Kadın markete giderken peşinden giderdim, ama marketçiden çekindiğim için kadınla konuşmaya cesaret edemiyordum. Nasıl yapsam etsem diye düşünürken, aklıma bir kurnazlık geldi, arabamıncamına ‘Satılık!’ diye yazdım, cep numaramı da yazdım. Ben kağıdı yazarken o da pencereden bana bakıyordu. Ben kağıdı arabanın camına yapıştırdıktan sonra inşaata döndüm…

Az sonra kadın çöp dökme bahanesiyle aşağı indi, arabanın yanına, hemen telefon numaramı aldı. Ben inşaattan onu gözlüyorum. Eve girdi, pecereye geçti, sonra beni aradı, “Arabanı gerçek mi satıyon, yoksa beni numaranı alayım diye mi yazdın?” dedi. Ben de, “Senin için yazdım!” dedim. Biraz sohbet ettik telefonda. Evliymiş, ama kocası yurtdışında (Almanyada) çalışıyormuş, 2 sene olmuş gideli. Ben içimden, (Yaşadık! Karı yaraksızlıktan kudurmuştur!) diye düşündüm ve karıya, “Yarın izin günüm, çalışmayacağım, yarın arabayla gezelim mi?” dedim. “Tamam, ama mahallede olmaz, yarın saat 10:00 da beni K….. Postanesinin önünden al!” dedi. “Anlaştık!” dedim telefonu kapadım. İçim içime sığmıyordu…

Ertesi gün güzelce duşumu aldım, parfümümü sıktım ve anlaştığımız saate Postanenin önünden arabaya aldım. Arabam da Hunday Starex kapalı kasa. Neyse, arabayı şehir dışına doğru sürdüm. Gözlerden uzak müsait bir araziye çektim ve “Arkaya geçelim!” dedim. Geçtik ama karı, “Vermem, olmaz! Sadece sevişelim!” diyor, aklısıra naz yapıyor. “İyi ozaman sadece sevişelim!” dedim ve bunu öpmeye başladım. Var ya, karı kıtlıktan çıkmış gibi kemiriyor dudaklarımı…

Bununla sevişirken elimi eteğinin altına sokup amına attım, amı su olmuş, külodunu vıcık vıcık ıslatmıştı. Külodunu çıkarmak istedim, biraz nazlandı, ama çıkardım. Yumuldum amına, amını yalamaya başladım, bu hemen, “Napıyon? Am yalanır mı hiç?” diyerek kafamı itti, amından uzaklaştırmaya çalıştı. Ben de, “Anlaşıldı, senin o pezevenk kocan hiç yalamamış, hem ağzının tadını bilmiyormuş, hem de seni bu zevkten mahrum etmiş!” dedim ve zorla yalamaya devam ettim. Dilimi amına soktuğumda, karı zevkten sara hastaları gibi sarsılmaya başladı…

Bu arada, orospu vermem falan diye ayak yapıyordu, ama buluşacağız diye amının kıllarını bile traş etmiş. Neyse, ben bunun amını yalarken, bu bir kez titreyerek ve inleyerek orgazm oldu. Ama nasıl zevk suyu geliyoramından, sanki işer gibi boşalıyor karı. Ben amının sularını da şapur şupur yalarken, karı yumdu gözlerini, “Ne olur yarağını sok amıma!” diye bağırıyor, deli gibi çırpınıyor…

Hemen yarağımı çıkardım ve başını tükürükleyip, başını amına dayadım. Karı tırnaklarını sırtıma geçirerek beni kendine çekiyordu. Yüklenmemle köküne kadar soktum amına, bacaklarını omzuma kaldırarak pompalamaya başladım. Bu zevkten ağlar gibi sesler çıkararak inliyor, “Bitirdin beni!” diyor, 2. ye orgazm oluyordu. “Dur daha bitmedi!” diyerek pozisyon değiştirdim ve bunu dörtayak domalttım, arkadan amına tekrar girip, belinden kendime çeke çeke sikmeye devam ettim. Amına kökledikçe tombul kalçaları dalgalanıyordu…

Amını sikerken, bir elimle götünün yanaklarını ayırınca, götünün kap kara deliği nişan tahtası gibi ortaya çıktı. Başparmağımı ağzımda ıslatıp götüne sokunca bu daha da kudurdu, zevkten bağırıyor resmen. Durdum birden ve “Kocan olacak pezevenk götünü sikti mi hiç?” diye sordum. Soruma cevap vermedi, sadece, “Devam et, yarım bırakma!” diye yalvarıyordu. Tekrar sordum, “Götünü hiç siktirdin mi orospu?” dedim. “Evlenmeden önce halamın oğlu beni hep götten sikerdi! Ama durma kurban olurum, önden devam et!” dedi…

Bunu duyunca ben hemen yarağımı amından çıkardım ve götünün deliğine sürtmeye başladım. Bu anladı götünü sikeceğimi, yalvarıyor, “Yavaş sok kurban olurum, acıtma!” diyordu. Yarağımı götüne kanırta kanırta sokarken, bu acıdan resmen eşşek gibi anırıyordu. Ama dinleyen kim, omuzlarından kendime çekerek köküne kadar geçirdim götüne. Bu, “Öldüm anam, götümü yırttın, kıprıdama nolur!” diye yalvarıyor. Elimle ağzını kapayıp götüne pompalamaya başladım. Karının amı dardı, ama götü amından daha da dardı…

Bir süre sonra o da artık götünü ileri geri oynatmaya başlayınca elimi ağzından çektim ve amına attım. Götünü sikerken amını okşuyordum. Artık ikimiz de zevkten inliyorduk. Çok geçmeden karının amından zevk suları elime akmaya başlayınca, ben de böğüre böğüre karının götüne boşaldım…

Almancının karısı 2 yıldır yaraksız kalmanın acısını bir günde çıkarmak istiyordu sanki, o gün arabada 5 defa siktim onu. Bu olay 8 ay önce oldu, o gün bugündür bazen kendi evine alıyor beni, bazen de fantazi olsun diye yine arabada sikiyorum. Karı her seferinde benim pilimi bitirene kadar sikilmek istiyor. Ben de sikmeye doyamıyorum!

Ev Sahibimin Gelinini Ormanda Siktim!

Ben Oktay. Evliyim ve uzun yıllardan beri aynı apartmanda oturuyorum. Bundan 3 sene önce evsahibinin oğlu ve gelini tayin dolayısıyla Adanaya gelmişlerdi. Bizim binada evsahibinin yukardaki boş dairesine taşındılar. Onlarla tanıştıktan sonra, gelinle karım iyi arkadaş oldular, devamlı birbirimize gidip gelmeler başladı. Gelinin ismi Banu idi. Banu gayet samimi bir kadındı, 2 çocukları vardı, ama çok seksi biriydi.

Birgün yine onlara oturmaya gittik. Banunun oğlu çok şimarık bir çocuktu, sürekli annesini bezdirirdi. Bir baktım annesinin götüne vuruyor, annesinin götünü çimdikliyor, eteğini falan aşağı çekiyordu. Bu dalaşma sırasında Banunun beli açılmış ve giydiği tangasına kadar görmüştüm. (O sırada babası bilgisayarda birşeylerle uğraşıyordu). Banu benim gördüğümün farkına vardı ve yüzü kızararak bana baktı. Ben birşey olmamış gibi davranıyordum. Neyse, biz biraz daha oturup, karımla kalktık evimize gittik. Ama ben iyice azmıştım, Banunun bıldır bıldır götü ve giymiş olduğu seksi tangası aklımdan çıkmıyordu. O gece yatağa girince, Banuyu siktiğimi hayal ederek karımı 2 posta, deli gibi siktim!

Ertesi gün işten biraz erken gelmiştim. Karım evde yoktu. Kesin yukarı çıkmıştır diye düşünerek Banuya telefon açtım, “Karım sizde mi?” diye sordum. “Yok Oktay abi, istersen gel, çocuklar yemek yiyor, sen de ye!” dedi. Ben de, “Tamam!” dedim ve yukarı çıktım. Yemek yedikten sonra Banu, “Çay içelim!” dedi. “Olur!” dedim. Çay içiyorduk. Oğluyla kızı, “Anne biz parkta oynamaya gidiyoruz!” dediler çıktılar. Banu ile havadan sudan konuşuyorduk. Banu, “Oktay abi, akşam olanlardan dolayı özür dilerim, oğlum biraz saftır, ne yaptığını bilmez!” dedi. Ben biraz aptala yattım, “Anlamadım?” dedim. “Oğlum akşam popoma vuruyordu ya hani, sen gördün! Umarım ayıplamazsın?” dedi. “Haa, o mesele mi? Yok canım ne ayıplayacağım, çocuk daha!” dedim. O da, “Evet, çocuk işte!” dedi. “Ama şu da var ki…” dedim (cümleyi bilerek yarım bıraktım). Banu cümlenin sonunu beklerken, “Neyse boşver, ben artık gideyim!” dedim ve kalktım evime indim.

Eve inince hemen tuvalete girip, Banuyu düşünerek 1 posta 31 çektim. Bu arada karım geldi, pazara gitmiş. “Ne zaman geldin?” dedi. “Şimdi geldim.” dedim. Akşam oldu Banu balkondan karıma seslendi, “Abla gel oturalım!” dedi. Karım da, “Tamam geliyorum!” dedi. Banunun kocası olmadığından ben gitmedim. Banu karıma anlatmış, Oktay abiyle beraber yemek yedik diye (ama diğer konuştuğumuz, oğlunun poposuna vurma meselesini anlatmamış).

3 gün sonra, ben işten dönerken, Banu da markete gidiyormuş, apartmanın girişinde karşılaştık. Bana, “Oktay abi, kocam çalışıyor, akşam beni köye annemlere götürürmüsün?” dedi. “Tamam, götüreyim!” dedim. Eve girince karıma söyledim, “Sen de gel, birlikte gider geliriz.” dedim. Karım, “Ben gitmem, köyleri çok uzak, sen götür!” dedi. Köyleri 45-50 km falanmış. Akşam Banu çocuklarla geldi çaldı kapıyı, karımla vedalaşıp indik aşağı, bindik arabama ve yola çıktık. Yol boyunca hep havadan sudan konuştuk. Farkettim ki, çocuklar var diye Banu konuştuklarına dikkat ediyor, bazı konulara özellikle girmiyordu. Neyse, vardık annesine. Ben orda kalacaklar diye tahmin ediyordum ki, Banu kalmayacaklarını söyleyip, beni de içeri davet etti. 2 saat oturduk. Geri dönecektik. Çocuklar, “Biz burda kalmak istiyoruz!” dediler. Banunun annesi de, “Nasılsa okul yok, haftasonu kalsınlar!” deyince, çocuklar orda kaldı, biz geri dönmek üzere yola çıktık.

Köyden uzaklaşır uzaklaşmaz Banu hemen sordu, “Oktay abi, ogün birşey diyecektin demedin, ne söyleyecektin?” dedi. Ben de yine, “Boşver, söylemeyim!” diyerek Banuyu iyice meraklandırıyordum. Koluma yapışıp, “Ne olur söyle hadi, merak ediyorum!” diye ısrar edince, “Söylerim ama kızmak yok!” dedim. “Söz kızmayacağım, söyle!” dedi. Halen kolumu bırakmamıştı. “Biliyormusun Banu, Tanga külot sana çok yakışıyor, seni olduğundan daha seksi gösteriyor. Hatta…” dedim, (yine cümleyi tamamlamadım). Banu kolumu öyle sıkı tutuyordu ki, “Evet, Hatta? Devam et!” dedi. “Hatta okadar tahrik oldum ki, eve varınca seni düşünerek karımı 2 posta becerdim! Valla kocan çok şanslı bir erkek!” dedim. Bunları konuşurken benim yarak çadırı kurmuştu çoktan…

Banu bana kızacak diye beklerken, Banu derin bir nefes aldı. Sordum, “Ne oldu? Çok mu kızdın?” dedim. “Yok kızmadım Oktay abi, ama yarama tuz bastın!” dedi, kocasının ilgisizliğinden bahsetti. Meğersem Banu kocasından çok dertliymiş, konuştukça konuştu. “Kocam annesinin babasının sözünden çıkmıyor, keşke gelmeseydik Adanaya! Bana karşı bütün ilgisini kaybetti!” diye anlatmaya devam etti. Ben de yangına körükle gidip, “Yani seks hayatınızı da mı etkiledi?” dedim. “Oktay abi, zaten çoktan beri seks hayatımız falan yok!” dedi. Bana cesaret gelmişti, bir sigara yaktım ve Banuya uzattım, “Al bir sigara iç, efkarın dağılsın!” dedim. Sigarayı verirken elini tuttum, tepki vermedi. Bundan cesaretlendim ve elimi bacaklarına attım. Yine tepki vermeyince, (içimden bu iş tamam, o da istiyor dedim) bacağını okşamaya başladım. Çok geçmeden Banu da elini yarağıma atınca, ben anayoldan ormana giren ilk yola saptım, 200 metre falan gittim ve arabayı sota bir yere durdurdum…

Hemen Banunun dudağına yapıştım. O da dünden razıymış zaten, başladık öpüşmeye. Ellerim de boş durmuyordu, bir elimi tişörtünün altına sokup göğüslerini, diğer elimi de eteğinin altına sokup, külodunun üstünden amını okşuyordum. O da benim yarrağımı pontolonun üstünden okşamaya devam ediyordu. Ben, “Arka koltuğa geçelim!” dedim. Geçtik, ben bunu öpmeye okşamaya devam ettim. “Oktay abi, biraz acele edelim, şimdi annemler vardınız mı diye ararlar!” dedi. “Tamam!” dedim, önce hemen kendi pantolonumu ve donumu çıkardım, sonra da Banunun külodunu çektim çıkardım bacaklarından. Banu bacaklarını ayırıp, sikimiamına sokmamı beklerken, ben yumuldum amına ve amını yalamaya başladım. Banu oldukça şaşırmıştı, “Oktay abi, ne yapıyorsun?” dedi. “Amını yalıyorum! Kocan hiç yalamadı mı?” dedim. “Yoooo!” dedi. “Ben yalamadan sikmem!” dedim ve tekrar yumuldum. Dilimi amına sokunca, önce irkildi, sonra zevkten inlemeye başladı…

Ben yaladıkça uçuyordu. Amından şarıl şarıl sular gelmeye ve boşalmaya başlamıştı. “Hadi sik artık, geç kaldık!” diye saçlarımı asılıyordu. “Tamam aşkım, sikeceğim, sakin ol!” dedim, doğrulup, Banunun o güzelamına yarrağımı sürtmeye başladım. Banu daha da kudurmuştu, “Oktay abi sok artık, dayanamıyorum, gir içime!” diyordu. Ben de yarağımı amına olanca hızımla soktum. Önce, “Ohhhhh!” diye bir çığlık attı, ardından da çıldırmış gibi inlemeye başladı. Birkaç kez sokup çektikten sonra Banu yeniden boşaldı ve “Oktay abi, mahvettin bitirdin beni! Hadi sen de boşal da, gidelim, geç kaldık!” dedi. “Daha dur bakalım, nereye gidiyoruz? Senin o hasta olduğum götünü de sikmeden şurdan şuraya gitmiyoruz!” dedim.

Banunun saf saf yüzüme bakışından anladım ki, Banu götünü hiç siktirmemiş. Telaşlandı, “Nasıl olacak kiordan?” dedi. “Sen o işi bana bırak, hadi arabadan inelim!” dedim. İndik arabadan, Banunun ellerini arabanın kaportasına dayadım, belinden bastırıp götünü arkaya çıkardım ve arkasına geçip eteğini beline topladım. Önce güzelce bir götünü yaladım, sonra da yarrağımı götüne dayadım. Bastırdım. Başı girince, “Oktay abi çok ağrıyor, ne olursun çıkar!” dedi. Kim dinler? “Şşşşşt, sessiz ol aşkım, az kaldı, sık dişini biraz, bitti!” deyip birdaha yüklendim. Yarısını sokmuştum götüne. Birkaç kez sokup çektikten sonra götü alıştı, artık dibine kadar köklüyordum…

Banunun hiç sikilmemiş daracık götünü sikmek okadar zevkliydi ki, saatlerce sikebilirdim. Ama daha 10 dakika sikmeden, “Oktay abi ne olursun boşal artık, her yerim uyuştu, dizlerim tutmuyor!” diye yalvarınca, hızlandım ve götüne boşaldım. Yarağımı götünden çekince, Banunun götünden osurukla birlikte döllerim dışarı püskürdü. Hemen kağıt mendille temizlendik ve toparlanıp yola devam ettik.

3 yıldan beri Banu ile fırsat buldukça halen sikişiyoruz.

Orospu Sunanın Tadına Bende Baktım!

Adım Devran, 18 yaşındayım. Bilirsiniz, Lisede herkesin siki ile beyni yer değiştirir. Size Suna orospusunu sikişimi anlatacağım. Suna uzun boylu, götü ve memeleri biçimli hoş bir kız. Ona orospu dememin sebebi ise sikişirkenki ustalığı. İnanın, o saksosu, eliyle sıvazlayışı, o alışı 40 yıllık orospularda olamaz. Tabi Sunanın bu tecrübesi, her çıktığı erkeğin altına yatmasından kaynaklanıyor. Benden hariç vermediği kimse kalmamış orospunun! O güne kadar nedense Sunayı birtek ben sikememiştim. Aslında oldukça çapkın bir erkeğim. En kötü ihtimalle çıktığım kızlara sakso çektirir, ağzına boşalır, anında şutlardım. Gençliğimi doyasıya yaşıyorum anlayacağınız. Öyle uzun ilişki bana göre değil. Zaten bu özelliğimi bilen kızlarla çıkıyorum, gerisiyle işim olmaz. Benim bu rahatlığım, biraz da ailemin maddi durumunun iyi olması yüzünden. Çok lüks bir hayat yaşıyorum.

Kankamın doğum günündeydik. Evinin bahçesinde yaptığı partide, kankamla kızlara takılıyorduk, gelenleri karşılıyor, hoşgeldin muhabbeti falan yapıyorduk. En sonunda Suna girdi içeri. Tanrım, o vücut nasıl bir vücuttu öyle! Nasıl seksi bir kız anlatamam. Beyaz elbisesiyle direk göze çarpıyor, dekoltesiyle memeleri ‘Gel beni em!’, daracık kıyafetiyle götü ‘Gel beni sik!’ diyordu resmen. Gözümü alamıyordum. Davetlilerin hepsi gelmiş, parti resmen başlamıştı. Suna Pelin diye bir kızla dans ediyor, takılıyorlardı. Kankamı yanıma çağırdım, onları gösterdim. Operasyon başlıyordu. Yanlarına giderek muhabbeti kurduk. Ben Sunayı, kankam da arkadaşı Pelini ablukaya almıştı.

Gayet sıcak bir ortam vardı, millet kopmuş gibi dans ediyor, havuza atlıyordu. Biz de dans etmeye başladık, Suna iki elimden tutmuş dans ediyorduk. Birde baktım, kankam Pelini çoktan götürüyor. Sunaya, “Baksana nasıl yiyişiyorlar!” diye onları gösterdim. Suna da, “Biz geç bile kaldık!” deyip dudaklarıma yapıştı. Ayaküstü yiyişiyorduk. Arada içkilerimizi yudumluyor, sonra tekrar dans, yiyişme derken, Partinin sonlarına doğru, Suna ve Pelin bize, “Haydin daha sakin bir yere gidelim!” deyince, ben de, “Bizim ev boş, hadi bana gidelim, annemle babam yoklar evde!” deyip, arabaya atladık. Kankamın evinde halen takılanlar vardı, ama önemli değildi onun için.

Benim eve varır varmaz, hemen bir şişe daha içki açıp içmeye başladık. Salona geçip müzik açtım. 4′ümüz de dans ediyorduk, kankam Pelinle, ben Sunayla ilgileniyordum. Tekrar öpüşmeye başladık. Öpüşürken götünü avuçluyordum. Sert kalçaları beni delirtmişti. Pelinle kankam çoktan sevişmeye başlamışlardı, kankam Pelini kucaklayıp benim odama götürdü. Sunayla ben kalmıştık. Hemen Sunayı diz çöktürüp, fermuardan sikimi çıkarıp ağzına verdim. Tanrım delirtiyordu! Önce dibini yalayıp, tüm gövdesini emdi. Sonra pantolonumu ve tişörtümü çıkarıp çırılçıplak kaldım. Sonra da Sunanın elbisesini çıkardım. Mor sütyenini ve tangasını da yırtar gibi çıkarıp, öyle yalatmaya devam ediyordum. Orospu gözlerimin içine baka baka emiyordu yarağımı.

Taşaklarımı emmeye başladığında kendimden geçmiştim. Sikimin ucunu emiyor, yalıyor, sıvıyı dağıtıp tekrar sakso çekiyordu. Zevkten hırlamaya başlamıştım. Derken odamdan gelen bir çığlıkla irkildik, Pelin çığlık çığlığa sikiliyordu. Suna, “Hadi sen de beni sik!” deyip uzandı, bacaklarını ayırdı. “Dur orospu, yalvartmadan siker miyim hiç seni?” deyip dilimi memelerine götürdüm. Memelerinin uçlarını emdim, yaladım, ısırdım. Sonra göbeğini yalayarak, amına geldim. Kılsız, ağdalı amı sulanmış ve kabarık am dudakları yarağımı bekliyordu. Ama önce amını ayırıp içine sağlı sollu dil darbeleri attım. Sonra klitorisini iyice emip, orgazm olmasını sağladım. Orgazm olurken nasıl çığlık atıyordu orospu. “Sik aşkım ne olursun, kudurttun beni, sik, doyur yarağa!” diye çığlıkları beni benden alıyordu.

Sikimin başını amının ağzına koydum. Sokmuyor, fırçalıyordum. Amının dudakları arasında yukarı aşağı yaptıkça sikimin ucu zevkten zonkluyor, orospu ise sağa sola kafasını sallıyor, “Sok artık!” diye bağırıyordu. “Amına koyduğumun şıllığı, tüm okul üstünden geçti, hala doyamadın mı yarağa!” diyerek soktum amının derinliklerine. “Ohhhh!” diye bağırarak titremeye başladı. O titredikçe ben sokuyor, sallanan koca memelerini avuçluyordum. Şıllık öyle zevk alıyordu ki, inanılmazdı. Küfrede ede siktim amını misyoner pozisyonda. Sonra çıktım amından tekrar ağzına verdim, sikimi güzelce emdi. Sonra sırtüstü uzandım…

Orospu çıktı üstüme, eliyle sikimi amına hizalayıp, direk aldı içine. İçinde güzelce bekletti, sonra zıplamaya başladı. Zıpladıkça koca memeleri sallanıyor, birbirine çarpıyordu. Dudak dudağa öpüşmemiz, onun memelerini ağzıma vermesiyle bitti. Ben alttan pompalıyordum bu sefer. Sikimi içine alışı muhteşemdi. Böyle bir muamele olamaz! 40 yıllık orospu gibiydi resmen. Ben pompaladıkça çığlık atıyordu. Ben, “Geliyorum!” deyince hemen üstümden kalktı, yarağımı ağzına alıp, 5 dakika kadar sakso çektikten sonra, ağzına boşalmaya başladım. Döllerimin tek bir damlasını ziyan etmeden yuttu, yarak azgını orospu.

Boşalmıştım ama benim için sikişme bitmemişti, götünü de sikecektim. Kalktım, domalttım orospuyu. Geniş göt deliği karşımdaydı, önce güzelce yaladım. Yalarken sikimi de sıvazlıyordum, gene şahlanmıştı. Tükürdüm iyice, götüne bir hamlede lap diye soktum. 4 ayak pozisyonunda sikiyordum götünü. Götüne kökledikçe, kalçaları dalga dalga sallanıyordu. Çığlık çığlığa siktiriyordu götünü bana kaşar. Saçlarını çekiyordum, doyasıya sikiyordum orospunun götünü. Sokup çıkarıyor, sonra hızlıca pompalıyordum. İkinci postamı götünün derinliklerine attım. Sikim içinde inene kadar siktim götünü, sonra çıktım. Sunanın heryeri döl olmuştu, kalkıp duşa girdi…

O duştayken, ben dal taşak odama geçtim. Kankam, Pelini domaltmış, götünden pompalıyordu. Ben girince kankam durdu, “Gel kanka gel, azgın orospu doymuyor yarağa!” dedi. Yanlarına varınca, Pelin sikimi tuttu ağzına aldı. Arkasında kankam, ağzında yarağımla Pelin kudurmuş gibiydi. Ama sakso çekmesi Sunanın yanına yaklaşamazdı. Yarağım tamamen kalkmış, hazır duruma gelmişti. O sırada Suna da havluyla odaya girdi ve “Oooo grup yapıyorsunuz ha? Beni niye beklemediniz?” diyerek yanımıza geldi. Ben de kankama, “Sunanın tadına birazda sen bak kanka!” dedim. Kankam da, “Ohoo, oğlum ben onu çoktan siktim! Bir sikmeyen sen kalmıştın!” diyerek Pelini sikmeyi bıraktı ve Sunayla öpüşmeye başladı. “Vay şıllık, demek senide aldı içine!” dedim. “Hemde nasıl!” diyerek kankam Sunayı domaltıp arkadan amına girdi. Hızlı hızlı pompalıyordu Sunaya.

Ben de Pelinin, Sunaya nazaran daha dar olan amına girmiş, öyle pompalıyordum. Suna domalık bir vaziyette kankama sikilirken, Pelin altımdaydı. Memelerini emiyordum Pelinin, dudakları ise bal gibiydi orospunun. Uzun bir süre amına pompaladıktan sonra, Pelini de Sunanın yanına domalttım, bir hamlede götünün deliğine girdim. Orospuların ikiside önümüzde domalmış bir vaziyette sikiliyorlardı. İkiside bitmişti, ama biz sikmeye doymuyorduk. Önce kankam Sunanın amına boşaldı, ben de daha fazla dayanamayıp, Pelinin götüne boşaldım.

Duşlarımızı aldıktan sonra, biz boxerlarımızla, Suna mor iç çamaşırlarıyla, Pelin siyah çamaşırlarıyla, içkilerimizi yudumluyorduk. Biraz dinlendikten sonra, ben tekrar Sunayı, kankam da Pelini sikmeye başladık. Son boşalmamda saat gece 4’ü gösteriyordu. Ben ve Suna benim odamda, kankamla Pelin annemlerin odasında uyuduk.

Uyandığımızda öğlen saat 12’yi geçiyordu. Kahvaltı yaptıktan sonra kızları birer posta daha siktik. Sonra arabayla kankamın evine gittik. Evde takılıyorduk, kızlar kendi çaplarında, biz de kankamla playstation oynuyorduk. Akşama kadar böyle takıldık. Akşam olunca kızlar, “Havuza girelim!” diye tutturdular. Kankama, “Birde havuzda sikelim şunları!” deyip, herkes çırıl çıplak havuza atladık. Havuzda Sunayı amından siktikten sonra, bir posta da Pelini domaltıp, götünü siktim. Duşa girdikten sonra kızları evlerine bırakıp, eve gittim.

Hayatımın en güzel iki günüydü, iki orospunun deliklerine kaç posta attım, hatırlamıyorum. Arada canım isteyince Suna orospusunu çağırıyorum, saatlerce sikip yolluyorum. Hatta bir keresinde giydiği pantolon öyle dardı ki, azıp onu okul tuvaletinde bile siktim.

Herkese iyi sikişmeler.

Bakireyim İlk Oral Seksimi Yaptım!

Merhabalar ben Naz, 1.70 boyunda, 55 kiloyum, esmerim, gayet alımlı ve seksi bir kızım. Bir bakan birdaha bakar. Anlatacağım olay daha dün gerçekleşti. Erkek arkadaşımın adı Erdi, 1.78 boyunda, 72 kilo, oldukça kaslı bir yapıya sahip. Ben ona kısaca ‘Hayvan’ diyorum. İzmir’de okuyor. Malesef sık sık görüşemiyoruz. Dün benim için günübirlik İstanbul’a geldi. Deli gibi özlemişiz birbirimizi, neredeyse 40 gündür görüşemiyorduk. Genellikle takıldığımız mekanlar sinema ve cafe olurdu. Ama bu seferki görüşmemizde günlük ev kiraladık. Sabah 7 gibi kalktım duşumu aldım, amımda olan ufak tefek tüylere ağda yaptım. Yeni aldığım seksi kıyafetlerimi giyip, kışkırtıcı makyajımı yaptıkdan sonra evden çıktım. 10 gibi buluştuk, güzel sıkı bir sarılmadan sonra kiraladığımız eve doğru hareket ettik.

Eve gelince hüsrana uğradık, ev kötü durumdaydı. Zaten 1+1 idi, 2 kişilik bir yatağı vardı. Diğer odada tekkişilik bir yatak. Bir kişinin girebileceği bir mutfak, yanındada tuvalet. Zaten tuvaletinden nefret ettim, hiç hijyen değildi. Herneyse. Eve girer girmez ben kendimi yatağa attım, o da elini yüzünü yıkar yıkamaz yanıma geldi, yüzüstü uzandı. Erdi’nin çok yorgun olduğunu bildiğim için (9 saatlik yol çekti sonuçta) hemen üzerine oturdum masaj yaptım, azda olsa rahatlattım sevgilimi. Sonra telefonu çaldı, arayan annesiydi, birşeyler konuştular. Açıkcası dinlemedim, o telefonda konuşurken ben muzurluklar yapıyordum. Bana sırtını dönmüş oturuyordu, ben de bacaklarımı omzuna koyuyordum, sırtına öpücükler konduruyordum. (Bana bu hareketlerim yüzünden ‘Zilli’ der). Hoşuma da gidiyor hani…

Telefon konuşmasını bitirdikten sonra, “Sen niye rahat durmuyorsun Zilli? Halledeyim seni diye mi?” dedi. Ben de sinsice güldüm. Aldı mesajı. Üstüme uzandı, bir yandan dudaklarımı emiyor, bir yandanda göğüslerimi mıncıklıyordu. Her kadın gibi, benim de gögüslerimin ellenmesi emilmesi çok hoşuma gidiyordu, acayip tahrik olurum. O da bunu bildiğinden dudaklarını dudaklarımdan çekip göğüslerime yumuldu, bir anda nolduğumu şaşırdım, böyle sömürme olamaz. Ayrı kaldığımız günlerin acısını çıkartıyordu. Bir yandan diliyle göğüs ucumla oynuyordu, diğer eli de diğer göğsümdeydi. İyice çıldırtıyordu beni. Uzun bir süre göğüslerimden alamadı kendini.

Sonra elini pantolonumun üzerinden amıma götürdü. Ben durumuyum, açtım düğmelerimi hemen. Kırmızı külotumun üzerinden amımı okşamaya başladı. Ağzı dili de rahat durmuyor, göğüslerimi beceriyodu. Ben daha fazla dayanamadım, “İyice sok elini, sansürsüz!” dedim. (Öncelerde hep isterdi ben izin vermezdim, bir anda öyle deyince bakakaldı bana). Elini yavaş yavaş amıma doğru getirdi, benden ohh diye ses gelince, kendi de rahatladı. Artık iyice azmıştık. Onun dili göğsümde, diğer eli de amımdaydı. Uçuyordum. Sonra belimde birşey hissettim, kalkmış sikiydi. İlk önce pantolonunun üzerinden okşadım, sonra dayanmadım kemerini açtım, düğmesini ve fermuarını da indirdikten sonra boxerın üzerinden okşamaya başladım. İkimiz de iyice inlemeye başlamıştık. Ama bu da bana yetmiyordu. Boxerının önünde açıklık vardı. İşemek kolay olsun diye öyle kullanıyormuş. (Şu erkekler işemeyi bile işten sayıyorlar!). O açıklıktan elimi soktum, direk çıkardım sikini ve elimle ovalamaya başladım…

Bana sikinin boyunun 14 cm olduğunu söylemişti. Evet kısa siki vardı, ama kalındı, etrafına baş parmağımı ve işaret parmağımı birleştiremiyordum. Artık iyice deliriyoduk. Sonra ben onun üzerine doğru yöneldim. Elini popomun üzerinden geçirerek amıma ulaştı, tabi şaplakları da unutmuyordu. Parmaklarını sokmamasını söyledim, bakireyim sonuçta. Ufak ufak orta parmağıyla amıma doğru giriyor ve çıkıyordu. Böyle bir zevk yok! Aslında canım acımıyor değildi, ama zevk daha ağır bastırıyordu. Benim inlemelerim ve nefes alışverişlerim dahada çoğalınca, hayvan herif daha da hızlandı. Amım sırılsıklamdı. Parmağıyla beceriyordu beni, hemde sadece parmağının ucuyla. Artık inlemeler çığlığa dönüşmüştü. Fazla bağırdım demek ki, çünkü elini bir anda ağzımda hissettim. Parmaklarını ısırıyordum. Ben bağırdıkça o daha zevk alıyordu. (Aslında o an parmaklarını iyice içimde hissetmek istedim, ama şuan iyiki sokmamış diyorum!).

“Aşkım yavaş, nefes alalım biraz!” dememe rağmen durmuyordu, yorgunluktan eser yoktu onda. Bana durmadan, “Seni çok seviyorum, hayatımın anlamısın, ömrümü seninle geçirmek istiyorum!” gibi şeyler söylüyordu. Ben de, “Hı, evet!” gibisinden kısa cevaplar veriyordum. Açıkcası hiç etkilenmiyordum. Sonra bir anda nolduysa aşağılara kaydım ve sikini göğüslerime doğru sürtmeye başladım. “Ahh oohhh ohh!” diye sesler çıkarmaya başladı. Sikini göğüslerime vuruyordum. Çok zevk aldığı her halinden belli oluyodu. O siki ağzımda hissetmek istiyordum. Nedeni de, %95 merak, %5 de yazıktır o da zevk alsın diye. Yavaş yavaş dudaklarımıdeğdirdim, ilk önce kafasına bir öpücük kondurdum, sonra yalamaya başladım. “Aaşkkımmmmm!” diye bir ses hatırlıyorum. İlk oral seksimdi. İzlediğim porno filmlerden gördüklerimi yapmaya çalışıyordum. Bence iyi de iş başardım. Sikinin başını iyice yaladıktan sonra bütün gövdesini yaladım, aşağıdan başlayarak yukarı doğru dilimi çıkartıyordum…

İyice kendinden geçmiş durumdaydı. Ponponlarını da (Taşaklarını) yalamak istiyordum, ama onlar boxerın içindeydiler. Açıkcası sikiyle o kadar meşguldüm ki, ponponları çıktı aklımdan. Ağzımın alabildiği kadar sikini ağzıma sokmaya çalışıyordum. ‘Cuk cukk!’ sesler çıkıyordu, iyice ıslanmıştı siki tükürüklerimden dolayı. Sonra, “Geliyorum!” dedi. Göğüslerime doğru yönelttim sikini, elimle de sıvazladıktan sonra müthiş bir inlemeyle boşaldı. En az 1.5 saattir sevişiyorduk ve öküz daha yeni boşaldı. Gerçekten geç boşalıyordu, iyi dayandı. Sonra da, “Hiç bu kadar aşkla boşalmamıştım!” dedi :) Eee, çocuk aşık sonuçta. Ben öylemiyim bilmiyorum, sadece onunla sevişmeyi seviyorum, aşkla sevişiyor çünkü, zevk için değil. Erdi boşaldıktan sonra siki küçücük kaldı, gerçekten minikti sönük hali. Ama olsun, parmaklarıyla doyurdu beni bir nebze.

Aradan 25-30 dakika geçti, biz o arada atıştırmalık birşeyler yedik, televizyona baktık. Sonra ben sıkılmaya başladım ve pantolonumu popomun altına indirdim, kırmızı külodum transparan olduğu için daha kışkırtıcı şekilde duruyordu. Popomu ağzına sokuyordum neredeyse. Kucağına oturdum ve sürtünmeye başladım, sırtım ona dönüktü. O da bluzumü sıyırdı ve göğüslerimi ellemeye başladı. Aman aman, yok böyle bir duygu! Sonra ona doğru döndüm ve yiyişmeye başladık. Yatağa sırtüstü yatırdım ve pantolonunu tekrar indirdim. Sikini direk ağzıma aldım. Bu sefer ellerimi kullanmıyordum. Ben yaladıkça o inliyordu. Onun 2. kez boşalması dahada uzun sürdü, baya çabaladık, sonra göbeğime boşaldı…

Yorgun bir şekilde yatakta yatıyordu. Ben o kadar fazla bitkin hissetmiyordum kendimi. Kalktım su içtim, akan makyajımı temizledim. O da giyinip yanıma geldi. Birazcık koklaştıktan sonra giyinip çıktık evden. Çok güzel bir gün geçirdik, ikimizin de hafızasına kazındı. Bundan daha fazla ileri gitmek istemiyorum açıkcası. Onun bana oral yapmasına izin vermedim. Böyle mutluyum :) Bakalım ilerki zaman ne gösterir…

Hoşçakalın!

Mahalle Kasabı Götüme Dayadı!

Slm, ben Gülseren, 33 yaşında, 1.65 boyunda, 58 kilo, esmer, dolgun göğüslü bir hatunum. Öğretmenim. Bu yaşımda başımdan 2 evlilik geçti, bu yüzden 4 yıldır ciddi ilişkilere girmiyorum. Önceleri cinsel ihtiyaçlarımıgidermek için Jigolo bulmuştum, ama fazla para istiyor, malum öğretmen maaşı yetmiyor bu işlere :) Ben de çareyi mahalle kasabımızda buldum, hem param gitmiyor, hem adam çok iyi sikiyor, üstüne bir de bana hediyeler getiriyor. Ee, bundan iyisi Şam’da kayısı tabi :)

En başa dönüp, mahalle kasabıyla nasıl başladığını anlatayım. Birgün okul çıkışı yorgun argın alışveriş yapıp, elimde poşetlerle en son kıyma almaya kasaba gittim. Bizim kasap 40’lı yaşlarda, boylu poslu, pehlivan gibi iri, esmer bir adam. Hep pantolonunun önünü zorlayan koca siki dikkatimi çekmiştir. Bakışı bile insanı korkudan titretecek güçlü ve seksi biri, anlayacağınız tam bir anadolu erkeği :) Neyse kasabın çırağı ortada yoktu, biz de bizim kasapla havadan sudan sohbet ettik kıymamı hazırlarken. Sonra birden bana, “Yalnızlık zor değil mi?” dedi. Ben de öyle bir iç çektim ki (erkeksizlikten kuduruyordum), kasap bana şöyle bir baktı, bıyık altı güldü. Sonra bana, “Az bekle Gülseren hanım, dükkanı kapatacağım, poşetleri evine kadar ben bırakayım, sen yorulma!” dedi. “Tamam!” dedim. Sonra bizim eve kadar sohbet ederek yürüdük…

Ben evin kapısını açmak için eğildiğimde, baktım bizim kasap bana arkadan hafif hafif dokunduruyor sikini. O an anladım ki herif niyeti bozmuş. Kaçırırmıyım bu fırsatı, eve buyur ettim, “Bir meyve suyu ikram edeyim, yorulmuşsunuzdur!” dedim. İkiletmeden girdi içeri. Ben de üstümdekileri değiştirmeye gittim, kısa şortla askılı buluz giydim, kasaba da meyve suyu koydum, götürdüm, adamın yanına oturdum. Kasap, “Gülseren hanım, lafı uzatmaya gerek yok, seni öteden beri beğeniyorum, iste köpeğin olayım, benim metresim ol!” dedi. Ben de şartlarımı anlattım, sürekli bir işiki istemediğimi, sadece beni sikecek erkek aradığımı söyledim. “Tamam!” dedi, dudağıma yapıştı. Hemen pantolonunu çıkarmaya yeltendi, ben de, “Ağır ol, zevkini çıkaralım!” dedim. Eğilip fermuarını açtım, sikini çıkardım. Siki o kadar büyüktü ki, anlatmaya kelimeler yetmez!

Önce korktum, bu nasıl içime girecek diye, sonra ufak ufak öpmeye başladım sikini. Sonra yavaş yavaş ağzımın içine aldım, anca 4te 3ü girdi. Güzelce yaladım emdim, sonra taşaklarını ağzıma alıp somurdum bıraktım ve onu soymaya başladım. Onu soyduktan sonra ben de soyunup, taşaklarından yalayarak göbeğine, ordan kıllı göğsüne geçtim ve sikine yavaşça oturdum. Hepsini almak zor oldu, ama almıştım. Adam da beni hoplatmaya başladı. Kocaman siki amıma girip çıkarken canımı çıkarıyordu, ayrıca meme uçlarımı koparırcasına sıkıyor, dudaklarımı yalıyordu. Sonra dudaklarımı tatlı tatlı dişlemeye başladı. Beni bir süre bu şekilde siktikten ve orgazm ettikten sonra, altına aldı ve sikmeye devam etti. Sonra, “Boşalacam!” diyerek sikini amımdan çıkardı ve sıcak döllerini göbeğime boşalttı. Üstümden kalkıp, döllerini göbeğime sıvadı…

Siki inmemişti daha. Beni kaldırdı, “Hiç götten verdin mi?” dedi. “Ohoo hemde çok! İlk kocam hep götümü sikerdi!” dedim. O da döndürdü beni köpek pozisyonuna getirip, koca sikini götüme sürtmeye başladı. Ben dayanamayıp, “Sok götüme pezevenk!” deyince, tek seferde kökledi götüme. Ne kökleme, mahvetti, dağıttı beni. Ben de buna, “Yavaş lan ibne, ne sik varmış sende!” dedim, gaza geldi, 20 dakika çok sert bir şekilde götümü sikti ve götüme boşaldı. İçim bir hoş oldu. Sonra düz çevirdi, bir eliyle boğazımı tutup, diğer eliyle 2 tokat çekti, “Kime ibne diyorsun lan amına koduğumun orospusu!” diyerek, elimi kolumu tutup çok sert bir şekilde amımı yalamaya başladı. Amımı yaladıktan sonra da bacaklarımı ısırıyordu. Bu beni inanılmaz azdırdı, “Sok birkez daha amıma sevgilim!” dedim. Kökledi hemen. Tabi ben hazdan uçuyordum…

Sonra 2’şer kere daha boşalarak banyoya gittik, birbirimizi güzelce yıkadık. 3 gün sonraya sözleştik, gitti. Artık düzenli olarak kendimi kasaba siktiriyorum. Adam bana geçen gelirken hediye altın kolye almış getirmiş, üzerimde sadece kolye ile kucak dansı yaptım erkeğime. Bu aralar o kadar mutluyum ki anlatamam! :)

haberler